Maquia: When the Promised Flower Blooms

Maquia:
When the Promised Flower Blooms
Her yıl yeni sezondan istisnasız bir animasyon film gelip yüreğimi dağlıyor. 2018'in tacını Maquia'ya veriyorum. Göğün yedinci katında ikamet edip günlerin ve tarihin bellek kaydını tutan, insanların yaşam çizgilerini ve gayelerini günübirlik dokudukları kumaşlara fısıldayan soluk benizli meleklerin âlemlere bahşedilmiş sevgi, fanilik ve ölümsüzlük vesilelerini aynı zamanda hem bir lütuf hem de bir lanet olarak nakış nakış işleyişlerini anlatan bu peri masalı anneliği ve anne sevgisini o kadar candan ve dokunaklı aktarıyor ki kayıtsız kalmam mümkün değildi zaten.

Widows

Widows
İlk iki uzun metrajı Hunger ve Shame'de tutturduğu kendine özgü asi estetik ile bağımsız sinema çevresinin övgülerine mazhar olan, ardından 12 Years a Slave ile Oscar zaferi yaşayarak Hollywood'dan da aferini koparan Steve McQueen yeni filmi ile bu sefer sinemasının gişe potansiyelini ölçüyor.

Knife + Heart

Knife + Heart
1970'lerin sonları, Paris. Geceye ait tensel tutkuların yeraltı sahnesi. Bir gey porno stüdyosunun alkolik patroniçesi göz göre göre yitirdiği aşkının hayranlığını yeniden kazanmak için başyapıtına hazırlanıyor. Yönettiği filmlerin montajını yapan biricik sevgilisini erotik düşlerinin özlem ve ihtiras taşıran yeni kareleriyle bir kez daha ayartmayı umuyor kurgu masasında.

Suspiria

Suspiria
"Wieder öffnen" (Yeniden açmak). Madame Blanc'ın bir dans egzersizi için kullandığı büyülü söz. Hareket, hareket, hareket ve ayakları yerden kesmek. Yukarıya, yukarıya, daha yukarıya. "Hareket asla sessiz değildir," diyor Blanc, "bir lisandır o". Ardından tek bir perspektifin asla yeterli olmayacağını söylüyor favori öğrencisine aynalı odada. Bu favori öğrenci Susie Bannion'dan başkası değil.