Happy End

Haneke, insanlığından yabancılaşmış bu bir diğer Avrupa tasvirinde yine sosyal düzen, modern iletişim ve kültür derken aksi şeytanlıkta dere tepe düz gidiyor, ancak burada medeniyet denen canından bezmiş canavar, onun için kıymetli bir armağan olacak ölüme bir türlü kavuşamıyor, kavuşturulmuyor. Onun yerine, yeni filminde bugüne kadar işlediği mevzuları alaycı bir özgönderimsellikle bayağılaştıran ‘sinemacı’ Haneke intihar ediyor,

The Meyerowitz Stories (New and Selected)

Kurmaca Meyerowitz ailesinin gündelikten kişisel hikâyeler derleyen bu yeni ve güzide antolojisi, Woody Allen'ın halefi olarak değerlendirilen Noah Baumbach'ın en olgun, en esaslı eseri. Onun kendi sanatçı sesini arayan genç bir bedende yaşlı ve bilge bir ruha sahip olduğuna dair emareler yok değildi zaten filmografisinde. Ancak daha önce hiç buradaki kadar zahmetsizce sahici gelmemişti bana. Yaş aldığı ve sonunda kendine yetiştiği içindir belki. The Meyerowitz Stories'de antikalıkları sırf antikalık olsun diye yazılmamış, oldukları gibi, etten kemikten karakterlerle sesleniyor seyircisine Baumbach.

Happy Death Day

Kendini ucuza satan, hatta beni izlemeyin diye bağıran berbat bir isme sahip Happy Death Day. Hani şu özel günler (Yılbaşı, Sevgililer Günü, Anneler Günü...) piyasalarına hitap eden leş filmlerinkiler gibi. Gel gör ki bu çirkin başlığın altında bir korku - komedi cevheri gizli. Bill Murray klasiği Groundhog Day'in aynı günü tekrar tekrar yaşama düzeneğini Scream'in başı çektiği şu, gençlerin birer birer doğrandığı korku sineması alt türü teen slasher konseptine uygulayan film açıkça söylemek gerekirse beklenmedik bir başarı yakalıyor.

Wind River

Taylor Sheridan'ın kıytırık senaryoları sinema dilinden biraz olsun anlayan yönetmenlerin elinde ederinden fazlası görünmeyi biliyordu (bakınız: Sicario ve Hell or High Water). Bizzat kendinin yönettiği Wind River'da ise takke düşüyor, kel görünüyor.