İşe Yarar Bir Şey

"Bir özel dil olmakla birlikte şiir bir iletişim aracıdır." diyor Türk şiirinin annesi Gülten Akın. İşe Yarar Bir Şey'in başkarakterinin, yalnız kadınının tren yolculuğuna eşlik ediyor o, Kırmızı Karanfil ile.

Birisi diyordu: Bundan böyle
Şiir acının mutsuzluğun
Korkunun kuşkunun olacak
Öfkenin bile değil

Aile Arasında

Zamanının Türkiye orta sınıfına komik ve isabetli bir sosyo-kültürel arka plan çizebilmiş harika TV dizisi Avrupa Yakası'ndan bu yana yeni bir Gülse Birsel projesine hasretmişim meğer. Aile Arasında'nın Avrupa Yakası kadar rafine bir iş olmadığı açık. Fakat sanıyorum Birsel'in kaleminin, o bildiği ve sevdiği oyuncularla matrak bir gönül bağı var. Bedene göre elbise diker gibi oyuncusuna göre rol yazıyor.

Ayla

Türkiye'nin neredeyse her yıl bir şekilde yılan hikâyesine dönmeyi başaran Oscar yarışçısı seçme süreci 2017'de de şaşırtmadı. Seçimlerin kimler tarafından hangi koşullar gözetilerek yapıldığı, jürinin sinemadan ne kadar anladığı ve ödül sezonu dinamiklerinden haberdar olup olmadığı meçhul. Hayır onu geçin, bu tartışmalı sürecin sebep olduğu magazin gündeminin eşliğinde son yıllarda gitgide artan bir beklentiye karşılık hüsran üstüne hüsran yaşanıyor. Ayla da benzer bir gidişatın bir başka talihsiz örneği.

Let the Sun Shine In

Usta Fransız sinemacı Claire Denis'nin bu yıl Cannes Film Festivalinde Yönetmenlerin 15 Günü seçkisinde görücüye çıkan filmi Let the Sun Shine In hafif, Parizyen bir romantik komedi olarak değerlendirilirken ilk gösterimlerinden bu yana onun yönetmenin filmografisinde ne kadar ayrıksı durduğu sıkça konuşuldu. Hem öyle hem değil bence.