2016 Oscar Yarışı

Yönetmenler Birliği (DGA) Alejandro González Iñárritu'nun The Revenant yönetimini yılın en iyisi olarak değerlendirince sektör ödüllerinin Oscarlara yön veren üç büyüğü de ayrı telden çalmış oldu. DGA ile birlikte anladık ki (artık George Miller'ın Oscar kazanma ihtimalinin de epey düştüğünü kabul edersek) kırk yılın başı gözü pek takılıp auteur yönetmenlik ödüllendirmeye girişecek de olsalar Alejandro González Iñárritu'nun The Revenant'ta yaptığını George Miller'ın Mad Max: Fury Road'da başardıklarına tercih ediyorlar. Can sıkıcı. Ha bu noktaya geleceğimizi tahmin ediyordum o yüzden büyük bir hüsran yaşamış değilim. Peki bu çılgın Oscar yarışı nereye doğru gidiyor, hangi durakta duracak? Uzun zamandır ödül sezonlarında böylesine çok oyunculu, keyifli bir kararsızlık yaşamamıştık.
Şimdi BAFTA'nın yarışın gidişatını iyiden iyiye belirleyip belirlemeyeceği konuşuluyor. Bu yıl fazla Amerikan, fazla Oscar yalakası aday seçimleriyle en tiksindiğim ödül grupları listemde ikinci sıraya kadar tırmanan BAFTA'dan (bu dalda en birincim her daim Critics' Choice denen lüzumsuzluk) Oscar'ın şımarık şıllık kız kardeşi numarasını layıkıyla yerine getirmesini bekliyorum. Eğer illa bir başka film BAFTA galibiyeti için dolu dizgin gelen The Revenant'a çelme takmayı başaracaksa da (ki zayıf ihtimal) The Big Short'tan başkası olmaz. Sırf ödül sezonuna dış kapının mandalı olmamak için 15 yıl önce törenini Oscarların öncesine çeken bir akademiden Carol gibi ilham verici sonuçlar beklememek lazım. Korkarım bu yıl altın gölü atma fırsatı onların elinde.
Ama oraya gelene tablonun şu an için ne gösterdiğine bakarsak prodüktörler (PGA), yönetmenler (DGA) ve oyuncular (SAG) birliklerinin anlaşmazlığa düştüğü geçmiş zaman yarışlarının Oscar neticeleri bize belki bir fikir verir:

Yıllar
PGA
DGA
SAG
2000
Gladiator
Crouching Tiger, Hidden Dragon Traffic
2001
Moulin Rouge!
A Beautiful Mind
Gosford Park
2004
The Aviator
Million Dollar Baby
Sideways

SAG zaten 1994 öncesinde ödül dağıtmadığı için üçü ancak yirmi küsür senedir bir arada takılıyor. Bu aralıkta sadece üç defa hepsi farklı bir filmi işaret etmiş. 2000'deki karışıklıktan PGA ve SAG'ın seçimleri başarıyla çıkmış ve Oscarlarda Gladiator En İyi Film, Traffic ile Steven Soderbergh En İyi Yönetmen seçilmiş. 2001'de DGA direksiyonu ele alınca En İyi Filmi de En İyi Yönetmeni de A Beautiful Mind kapmış. 2004'te de yine DGA baskın çıkmış ve Million Dollar Baby iki büyük ödülü birden kucaklamış. Üç değil de iki (iki buçuk?) farklı sonuç çıkaran anlaşmazlıklarda ise durum şöyle:

Yıllar
PGA
DGA
SAG
1998
Saving Private Ryan
Saving Private Ryan Shakespeare in Love
2005
Brokeback Mountain
Brokeback Mountain
Crash
2006
Little Miss Sunshine
The Departed
Little Miss Sunshine
2013
12 Years A Slave / Gravity
Gravity
American Hustle

1998 ve 2005 için PGA-DGA kararlılığını bozabilmiş SAG zaferleri var. Oscarlarda Shakespeare in Love ve Crash yönetmen ödüllerini bahsi geçen filmlere kaybetmelerine rağmen En İyi Film seçildiler. 2006'da ise bu sefer PGA ve SAG fikir birliğine varıp Little Miss Sunshine dedi ama En İyi Film ve En İyi Yönetmen Oscarları DGA kazanan The Departed'a gitti. 2013'te preferential ballot şaşınca PGA ana kategorisinde tarihinde ilk kez eşitlik ilan etti. Sonuçta American Hustle'ın SAG galibiyetinin pek bir anlamı olmadı: Gravity yönetmen, 12 Years a Slave filmi cebine koydu.
Şu halde sektörün anlaşmazlığa düştüğü yedi yarışta 3 kez DGA, 2'şer kez de PGA ve SAG En İyi Film Oscar'ını kazananla uyuşmuşlar. DGA'in seçtiği 7 yönetmenden 6sı En İyi Yönetmen Oscarını kazanmayı bilmiş. Alejandro González Iñárritu bu gidişle John Ford (1940-41) ve Joseph L. Mankiewicz'ten sonra (1949-50) Akademi tarafından art arda En İyi Yönetmen seçilen üçüncü isim olacak gibi görünüyor. Muazzam bir prestij. Yalnız Oscar tarihinde aynı yönetmenin filmlerinin arka arkaya En İyi Film seçilmesi gibi bir öncül yok. Iñárritu bunu da başarırsa Akademi Ödülleri tarihi için önemli bir ilke tanıklık edeceğiz.
Bu sezon için elimizdeki veriler şöyle:


PGA
DGA
SAG
2015
The Big Short
The Revenant Spotlight


PGA, Akademi ile beraber 2009'da preferential ballot'a geçti. Bu oylama sisteminde kazananı belirlerken şu film kazansın diye tek isim yazmıyorsunuz, adayları sıralıyorsunuz. Sistemin benzerliği yüzünden 2009'dan beri PGA'in işaret ettiği film Oscarlarda da büyük ödüle uzanıyor. Bu yıl Prodüktörler Birliği'nde yarışın çok yakın geçtiği, kazananın üç oy farkla öne çıktığı gibi dedikodular var ama şu bir gerçek ki The Revenant'ın seveni olduğu gibi nefret edeni de çok. The Big Short ise tutku oylarından ziyade sıralamalarda 2. 3. sıraya konmanın ekmeğini yemiş gibi duruyor. Fakat özellikle böyle akışkan bir sezonda tüm göstergeler farklı bir filmi işaret ederken güncel yönelime uymak için oylarında ufak tefek sıra değişimlerine gidecek Akademi üyelerini göz ardı etmemek gerek. Biz izlediğimiz filmler hakkında nasıl zamanla farklı hissedebiliyorsak oy kullananlar da sezonun gidişatına göre etkilenebiliyor. Michael Keaton SAG ödülünü alırken çıkıp bizler kahramanların yanındayız gazlı konuşma yapıyor mesela. Spotlight'ın orada burada ciddi ciddi sıkı bir kampanyaya giriştiği, meselesinin öneminin altını çizdiği ve insanları ikna ettiği söyleniyor. Bu noktada Oscarlarda en iyi seçilen filmin başarısını meşrulaştırma meselesine de bakmak lazım. Akademi büyük ödülünü kazananlara 1953'ten bu yana 3'ten az ödül vermemiş. En son 53'te The Greatest Show on Earth film ve senaryo ödülleri kazanıp 2'de kalmış. Spotlight'ın 6 dalda Oscar adaylığı var ama eğer olacaksa en iyi film yolculuğu yalnız bir senaryo galibiyetinden geçeceğe benziyor.
The Big Short'un ise eli biraz daha sağlam. Yönetmen ödülü artık daha uzak da olsa senaryo ve kurguyu çantasına koyup En İyi Film ödülüne uzanabilir. Hatta Oscar gecesi için kilidin kurgu kategorisi olduğunu bile iddia edebiliriz. Şöyle ki, en iyi kurgu ACE Eddie'nin (Kurgucular Birliği) kazananlarına (The Big Short ve Mad Max: Fury Road) inat The Revenant seçilirse yarışa Iñárritu'nun filminin damga vuracağı kesinleşir. The Big Short kurguyu alırsa yönetmeni kaybetse bile en iyi film için eli kuvvetlenir, çünkü senaryo cepte. Yok Mad Max: Fury Road derlerse de neden bilmem bu durumun Spotlight'a yarayabileceğini düşünüyorum. Çünkü Spotlight zaten bu kategoride bir tehdit oluşturmuyor (adaylık alması yeterliydi) ve diğer iki zirve yarışçısının dördüncü filme kaybettiği her ödül bir işaret olabilir.

Ama her şeyden önemlisi keyifli bir Oscar töreni izleyecek olmamız. Hangi film neyi aldı için tutulan çeteleler ya her zamankinden daha önemli olacakları için zevk verecekler ya da gece sonunda hiç bir anlam ifade etmeyecek kadar geçersiz oldukları için.

4 yorum

  1. Emek verilmiş harika bir yazı olmuş.

    Crash'in de ödül aldığını unutmuşum o copy paste'likle nasıl kapmış en iyi filmi:/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim! Ve evet, Crash'ın unutmak istediğimiz bir hırsızlık durumu var maalesef.

      Sil
  2. süper bir yazı olmuş bu. elinize sağlık. the big short'u henüz izlemedim. en kısa zamanda izlemek istiyorum şuan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler!! İzleyin, yarışın heyecanına ortak olun ;)

      Sil