Green Room

Saulnier ona festival çevrelerinde ufak çaplı bir tanınırlık getiren filmi Blue Ruin'in kan revan intikam evreninde etkili bir arınma hissiyle insan ayrıntısını yakalamayı başarmıştı. Hem de büyüteç gerektirecek bir minimalizmde yapmıştı bunu. Bu sefer işin rengi değişmiş. Tamam, Nazi punk lokalde rockçı gruba kulis terörü yaşatma fikri kağıt üstünde gayet ilgi çekici duruyor. Ama burada anlatının kurulumundan itibaren film her yeni adımda daha da saçmalaşıyor. Her iki tarafın da karşılıklı biz sizden daha aptalız, yok yok asıl biz sizden daha aptalız yarıştırdığı bir kapalı mekân düzeneği sayesinde istense yarım saat bile sürmeyecek bir kargaşa böyle uzun metraj film malzemesine dönüştürülüyor ya, bitiyorum. Bir ideoloji, bir temsil olur, ne bileyim, müzik bile figüran. Ne doğru düzgün karakterizasyon var burada, ne de bu tarz bir hikâye için delicesine gerekli empati duygusu. Bu yönde sarfedilen çabalar da feci ucuz. Paintball anekdotu dinlediğim en yama, en köhne cesaret konuşmalarından biri. İlk söylendiğinde kimse takmıyor gerçi ama Saulnier daha sonra tekrar servis ediyor. Hele filmin omurgasına yapışmış o ıssız adaya düşsem zırvası... Issız bir adaya düşüp film açlığı çeksem ve dünyadaki tek film bu sırf şok için et kesme meraklısı punk kasap remix olsa, yine yanıma almam, yine almam.

Yönetmen: Jeremy Saulnier
Yıl: 2016
Süre: 95 dk
Oyuncular: Anton Yelchin, Imogen Poots, Alia Shawkat, Joe Cole, Macon Blair

Yorum Gönder