Captain Fantastic

Varsın The Birth of a Nation'dan tiksinmekle ırkçı, The Girl on the Train'den nefret etmekle kadın düşmanı, ve şimdi Captain Fantastic'i yerin dibine sokmakla liboş görüneyim. Al birini vur ötekine bu üçlü. Belki şimdikinin hümanist ideallerine haksızlık etmiş olacağım, ama yani bu beni diğer ikisinden daha bile fazla sinirlendirmiş olabilir. Üçünün de şu veya bu şekilde uygarlığın huzursuzluğuna çıktığını not düşerek bağlamı biraz daha açık etmiş olayım ve fantastik kaptanın canına okumaya başlayayım. Doğaya dönüş, ekolojik dengenin gözetimi, alternatif yaşam, özgür irade, düzen karşıtlığı filan hepsi haklı ve saygın davalar. Bugünün dünyasına çocuk yetiştirmenin de ne çetin ceviz bir görev olduğu şüphe götürmez. Fakat bu kurumlu gösteriş budalasının vahşi doğasıyla barış içinde Ökkeş yüksek bilgili hâlleri öylesine katlanılmaz, öylesine işe yaramaz bir ideoloji çöplüğü ki şaşkınım, kızgınım. Her replik mi ağız dolusu olur, hepsi mi karakterlerin ağzında emanet durur be adam. Çeken inanmış mı ki bunun tek bir saniyesine, ben inanayım. Ormanda yaşayan, artık neredeyse avcı - toplayıcı olmuş bir aile kamp ateşinin etrafında Nabokov, Dostoyevski okuyor, ortanca kız ertesi gün parçacık fiziği, Max Planck ve quantum teorisi üzerine sunum yapmakla görevlendiriliyor, birazdan hepsi bir enstrüman çalmaya filan başlıyor, of bu süper aile kendilerine her anlamda ne kadar harika yetiyor. Sonra beden eğitimi, sağlıklı beslenme, öz disiplin, wow, temel insan hakları yasasının önemini kendi cümleleriyle ifade eden sekiz yaşında bir afacan mı istersin o da var. Maocu, Budist anti-kapitalist ergen hezeyanlar, Nike ayakkabı markasını Yunan mitolojisinden Nike zafer tanrıçasıyla karıştıran bücürler, kafasına esip Noam Chomsky'nin doğum gününü kutlamalar, parkta nefes egzersizi yapıyorum diyeceğine ciks takılıp Pranayama yapıyorum bebeğim demeler. Bundan daha fazla yapmacık olunabilir mi? Gram ironi sezsem tamam diyeceğim ama yok yok yok. Öte yandan, böylesi bir modern toplum serzenişinin vereceği ödünler duygusal gelişimden çok daha fazlasına mal olur bir kere. Hadi aileyi toplumdan kopardın diyelim, sıkıntının asıl ailede başlıyor oluşuna ne diyeceksin? Hiçbir şey. Cidden, bunun yerine gidin tekrar Dogtooth izleyin.

Yönetmen: Matt Ross
Yıl: 2016
Süre: 118 dk
Oyuncular: Viggo Mortensen, George MacKay, Samantha Isler, Annalise Basso, Nicholas Hamilton, Shree Crooks

2 yorum

  1. Ben son kısımlarda uyukladım itiraf ediyorum. Gerçekten inandırıcı olmayan bir hava başladı filmin belli bir noktasında.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben filme tüm inancımı ilk on dakikada yitirmiştim, sonuç ortada.

      Sil