The Girl on the Train

Ekonomi profesörü ve finans muhabiri Paula Hawkins'in "dünyayı şoke eden gerilim" romanının çok satanlar başarısının ardında okumuş, okumuş ama kadına, insana dair anlayışı sahiden sığ kalmış bir zavallılıktan çok bunu bilinçli bir şekilde kullanan kurnaz bir zeka olduğuna inanmak istiyorum ben. O yüzden plaj romanı bile olamayacak, koltuk arkası gözünde unutulası bu havalimanında tüket-at edebiyatını daha fazla hırpalamak istemiyorum. Fakat şimdi filme giydireceklerim ister istemez Hawkins'in beş para etmez metnine de uzanıyor, mazur görün. Tate Taylor'ın filmi delicesine makinistsizlikten muzdarip. Yahu bir düzen bir tertip olur, kitaptaki bölümlere bölüm başlıklı sahneler çekmeyi iki ay eğit sokaktaki adam da yapar. Böylesi beceriksiz bir kurguyu aklım almıyor. Parça pinçik görüntüler, anlamsız bir silsile, sonunda çıkan resmi bir boka benzemeyen bir noktaları birleştir oyunu. Karakterleri, buhranları sığ, gizemi bariz, icrası gülünç bir fiyasko The Girl on the Train. Bu manasızlığa feminist diyenlere de gülüp geçin lütfen. Sonda el ele verip iki tirbuşon çevirdiler diye, aciz, aptal, kolayca manipüle edilen, koca, çocuk ve mobilyadan başka bir şey düşünemeyip birbirlerini kaltaklıkla suçlayan kadın karakterleri olan, kadınsal sebep-sonuç ilişkileri aşağılayıcı bir şekilde basite indirgenmiş patolojik bir anlatıya feminist demeye dilim varmıyor benim.

Yönetmen: Tate Taylor
Yıl: 2016
Süre: 112 dk
Oyuncular: Emily Blunt, Haley Bennett, Rebecca Ferguson, Justin Theroux, Luke Evans, Edgar Ramírez, Laura Prepon, Allison Janney, Lisa Kudrow

2 yorum

  1. Bir filme pata küte girmek diye buna derim ben. :O Dediklerine bir nebze katılıyorum, özellikle feministlik kısmındaki fiyaskoya. Ama şu an yönetmenin yerinde olsam ağlarım herhalde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 🙂 Ya kendimi kontrol etmeye de çalıştım hâlbuki. Ama bu filmi izlerken yaşadığım sıkıntıyı bir şekilde dışa vurmalıydım.

      Sil