La La Land

Günümüzde geçmesine rağmen artık anakronistik sayılabilecek masumane, eski moda bir hayalci duygusallıktan beslenen La La Land 2016'nın terör dünyasına bir panzehir âdeta. Sinemasal Hollywood müzikâlinin şatafatlı iyimserliğini diriltmek için yola çıkan Damien Chazelle, Whiplash'in ardından bu sefer daha esrik, rengarenk bir duygu-müzik damarına oynuyor. Aktris olmaya can atan bir genç kız ile caz müzisyeni melankolik bir delikanlı hem birbirlerine hem hayallerine sevdalanıyorlar. Sonrası genç helecanlar, safdil idealizm ve bi' dolu toz pembe gündüz düşü... Chazelle'in klasik müzikâllere (onlardan fazlaca aşırıp) selamı eksik etmeyen ay ışıklı, uçuç böcekli sinemaskop romantizm banyosunda yok yok. Bununla birlikte La La Land müzikleriyle ve hissinin evrenselliğiyle yönetmenine rağmen işliyor. Chazelle'in şarkılı dans sekansları özellikle ilk yarıda hayal gücü kısıtlı bir aceleciliğin etkisinde kalıyor. Art arda yamanmış varyeteler gibi şematik başlıyor film. Bu kısımlarda kamera kullanımlarının sıradan ile saçma (Havuzun içinde delice dört dönüp görüntüyü bulandırmanın anlamı nedir?) arasında mekik dokuduğu birkaç sahne var ki benim filme geç ısınmama sebep oldu. Hayır, adamın senaryosunun bonibonluğunu kamufle etmek için elinden geleni ardına koymadığının farkındayız da biraz daha az sahnelenmiş hissi verecek organik ve akışkan bir müzikâl hikâye anlatımı için sanıyorum daha deneyimli bir vizyoner olmak gerekiyor. Yer yer aşırı hevesi yüzünden tökezleyen yönetmeni sağolsun, velvelesi, selofandan ve kartondan kaprisleri, ve zıpırlığı ile gösteriş budalalığında master yapıyor La La Land. Chazelle'in telaşına eşlik eden çocuksu yoğun duygusu ağzımızdan girip burnumuzdan çıkarak kazanmasını biliyor yine de bizi. Filmdeki şarkı sözlerine de farkında olarak ya da olmadan güzel selam gönderiliyor:

 And here's to the fools who dream
Crazy as they may seem
Here's to the hearts that break
Here's to the mess we make

(Hayal kuran sersemlerin şerefine
Ne kadar çılgın görünseler de
Ve kırılan kalpler için gelsin bu da
Ve yüzümüze gözümüze bulaştırdıklarımıza)

La La Land'de şimdilerde kaybettiğimiz insani değerlere, umuda ve aşka aklı bir karış havada temiz kalpli bir inanç var ve "City of Stars"a gönül kaptırmamak çok zor.

Yönetmen: Damien Chazelle
Yıl: 2016
Süre: 128 dk
Oyuncular: Ryan Gosling, Emma Stone, Rosemarie DeWitt, J.K. Simmons

10 yorum

  1. peki bu film neden bu kadar gözümüze gözümüze sokuldu? Bir film çok fazla önüme çıkmaya başlayınca işkilleniyorum artık:D Umarım yakın zamanda izlerim ben de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1- Abartmayı çok seviyoruz. 2- Bu yıl bunun 'hayat sevince güzel, sevince tatlı günler' optimizmine her zamandan daha fazla ihtiyacımız var.

      Sil
    2. evet gidişat böyle devam ederse sinema filmlerini daha pozitif yapmaya ağırlık vermek zorunda kalacaklar sanırım.

      Sil
  2. Yakın zamanda izlemeyi en çok istediğim filmlerden. Sen de ne güzel anlatmışsın. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Büşra! ☺️ Yıl bitmeden vizyona girecek zaten, bir haftası kaldı.

      Sil
  3. Başroldeki güzellikler sayesinde ilgimi çekmişti. Senin de çok düşük not vermemene sevindim :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 😉 keyfi kusurlarından ağır basıyor, bilhassa böyle bir yılda..

      Sil
  4. U got me from last sentence buddy.

    YanıtlaSil
  5. Türkçe biliyor musunuz? Samimi olarak soruyorum; otomatik google çevirisi zannettim yazınızı.Bence neden bahsettiğinizi bilmediğiniz gibi biliyormuş gibi gözükmek için ingilizce olumsuz bir eleştiri bulup acemice türkçeye çevirmişsiniz.Kusursuz bir seneryo sinema tarihinde mevut değil illaki kusurları vardır senaryonun ancak siz bunları temellendiremdiğiniz gibi komik duruma düşürmüşsünüz kendinizi.

    YanıtlaSil