Manchester by the Sea

Margaret ile yaşadığı yasal problemli post-prodüksiyon cehenneminin ardından Kenneth Lonergan'ı tekrar yönetmen koltuğunda görmek bir mucize bile sayılabilir. Yönetmen kurgusuyla 2011'de izleyiciyle buluşan o film ile Lonergan 21. yüzyıla, büyük oynayan, gözü pek, azametli bir başyapıt kazandırmıştı. Manchester by the Sea'nin şanssızlığı o filmin ister istemez oluşturduğu devasa beklenti dalgalarıyla baş edebilecek varoluşsal kapsamdan ve Lonergan'ın insana ve insanlık durumlarına dair bilgece içgörüsünden yeteri kadar nasiplenememiş oluşu. Ha adamın bu alt kademe işi bile pek çok meslektaşına parmak ısırtır ayrı. Peki neymiş bakalım bu travma sonrası stres bozukluluklu aile bağları dramında aksayan? Bakmayın, vizdan azabının buradaki soğuk suları beni hiç yakmadı değil. Acıya onu içselleştirerek katlanmanın, mekânı karakterin bir uzantısı gibi kullanan, bir şey söylemeden çok fazla şey söyleyebilen katatonik tasviri yer yer benim de içime işledi. Ne var ki Lonergan'ın öyküleme tercihleri ve kara mizah teşebbüsleriyle gerçek hayat temposu yakalamak isteyen anlatısının hakiki durmak için fazla kastığını düşündüm. Kasvetli havayı biraz olsun dağıtmak için tasarlanmış acı tatlı komik anlar, işte hayatın ta kendisi dedirecek yapmacık bir doğal görünme gayretini iyiden iyiye açık etti. Kapıcı ampul değiştirirken yaşlı teyze telefonda müstehzi, kameraya kameraya dert yanar. Vurucu bir ızdırap anında sağlık görevlileri ambulansa sedye kaldırmakta trajikomik sıkıntılar çeker. Yetmez ufak bir rolde bizzat Kenneth Lonergan'ın kendini izleriz sokaktaki adam olarak, aferin valla iyi ebeveynlik yapıyorsun der alaycı, dalga geçer ana karakterle. Tamam, senarist filmi bu anladık da, senaristin ne işi var bu kadar içeride?.. Ben Lonergan'ın diyalog ve vaziyet ustalığını onun karda ayak izlerini görmeden tecrübe etmek istiyorum, hesaplanmış gerçekçiliği ile böylesi kurumlu bir hâlde değil. Sanat hayatı taklit ederin bir üst aşaması olmuş bu. Sanat hayatı giyer, gibi. Hâl böyle olunca da meselesinin özünü kavrayamadan duygulandırıp geçen bir adacyodan fazlası olamıyor maalesef Lonergan'ın filmi.

Yönetmen: Kenneth Lonergan
Yıl: 2016
Süre: 137 dk
Oyuncular: Casey Affleck, Lucas Hedges, Michelle Williams, Kyle Chandler

5 yorum

  1. çok alakasız yere yazdım kusura bakma da poscast'leri sildin mi ya da ben mi bulamıyorum:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi görünüyor olmaları lazım, yanlışlıkla taslağa dönmüşler

      Sil
  2. Yorumları filan görüyordum internette ama Oscar filmleri içinde kendimi en çok buna yakın hissetmiştim biraz hayallerim yıkıldı. Casey de beni filmden soğuttu :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oscarların top 3 filmiyle tanışmadan evvel ben de kendimi en çok bu filme yakın hissediyordum. Kenneth Lonergan seviyorum çünkü. Ayrı düştük. Sevdiğim tarafları var ama o kadar.

      Sil