The Eyes of My Mother

Kötücülü böylesi bilinçsiz yakalayıp ham ve masumane resmedebilmek bir ilk yönetmenlik denemesi için akıl almaz bir başarı. The Eyes of My Mother korkunun bir refleks değil bir his olduğunu bir daha unutulmamak üzere yeniden hatırlatan son derece hastalıklı, asap bozucu bir cevher. Aileyi yitirme, yalnız kalma, iletişimsizlik gibi evrensel kaygılardan müstesna bir Bloody Mary hazırlamış Pesce. Annenin göz bebekliğinden psikozun en derin kuyularına çıkışsız, kâbus gibi, kan donduran bir düşüş buradaki. Başa gelenin bir tesadüf olup olmadığına dair de sinsice açık kapı bırakılıyor. Kötülük doğadan mı gelir, çevrenin mi bir getirisidir?.. Burada, içeri girmesine izin verilen sakin bir enerji kötülük. Bir vakum enerjisi. Eve girişi ile birlikte her şeyi içine çekmeye başlıyor. Birey oluşu yaşadığı travma kadar yetişme tarzı yüzünden de sekteye uğramış bir çocuğun ruhunun marazları korkunç bir dışavurum gerçekleştiriyor. Yönetmenin bu psikopat anlatıyı bu kadar estetize etmesi de ayrı patolojik. Sinirlerimin harap oluşuna mı yanayım, filmin iliklerime işleyen saf, paralayıcı gücüne hayran mı kalayım bilemiyorum. Fakat şunu biliyorum: Pesce'nin ilk filmi aynı zamanda hem zalimliğe yazılmış en güzelinden monokromatik bir dehşet şiiri, hem de psişeyi kesip parçalara ayıran ürpertici bir açık ameliyat.

Yönetmen: Nicolas Pesce
Yıl: 2016
Süre: 76 dk
Oyuncular: Kika Magalhaes, Diana Agostini, Will Brill, Olivia Bond

Yorum Gönder