Jackie

ABD'nin 35. Başkanı John F. Kennedy'nin suikastinin akabinde first lady Jacqueline Kennedy Onassis'in yedi günlük yas sürecine kelimenin tam anlamıyla zumluyor Jackie. Pablo Larraín üst düzey üst yüzey bir yönetmenlik sergileyerek bakın biyografik filme nasıl alışılmadık, sıradışı bir yaklaşım getirdim cakası satıyor. Yalnız, Jackie O.'nun matemli hâletiruhiyesinin buradaki asortik etüdü hakikaten farklı, enteresan bir seyirlik. Kağıt üzerinde karşılaştığımız karakterler yanımızda duran insanlardan daha gerçekler diyen senaryodan bahis açalım önce. Algı ile gerçeğin arasındaki mesafeyi biraz daha açan, metinselliğe gönderme yapan bir metin var burada. Röportaj için gelen magazin muhabirine aldığınız notların redaksiyonunu ben yapacağım diye ısrar ediyor Jackie. Tarihin gerçeklerden ziyade algılarla şekillendiği iddia ediliyor. First lady'nin kendisi zaten algı yönetimi konusunda inanılmaz titiz. Toplumsal imaj nedir, nasıl icra edilir dersi veriyor kadın. Sigarasını tüttürürken bir yandan ama ben sigara içmiyorum ki diyor muhatabına. Efsaneler, bireyin kendi ile imajını birbirlerinden soyutlayabildiği, pek çoklarının ziyaret etmekten çekineceği neredeyse şizoid bir başka katmanda işte böyle yaratılıyor. İnsanlık tarihinin neleri nasıl hatırlama eğilimine dair bir zihin portresi çıkarmayı başarıyor Noah Oppenheim'ın senaryosu. Larraín'in bu metni görsel yorumuysa Jackie'nin ruhsal çalkantısının tesiri altındaki cenaze hazırlıklarını orkestra eşliğinde bir araf olarak düşlüyor. Ne kadar yaratıcı değil mi? Cidden öyle, hakkını vermeli. Jackie oğluna, üzücü bir şeyler olunca böyle giyiniyoruz dediği an bir şeyler daha bir yerli yerine oturuyor. Buradaki fazla 'giyilmiş' duran yapmacıklı estetik aslen makamın kendisinin merasimli mizacına gönderme. E peki ne yapıyoruz, tebrik mi ediyoruz Larraín'i? Eden etsin. Bence buradaki en zayıf şey onun yönetimi. Oyuncuları nasıl taklitçilikle suçlayabiliyorsak, yönetmenleri de suçlayabilmeliyiz. Jackie, Larraín sağolsun balmumu heykelleri ve mobilyalarıyla editoryal, verniği taze bir reprodüksiyon sergisi izlenimi vermeye kadar götürüyor işi. Şık fotoğraf karesi üzerine şık fotoğraf karesi üzerine şık fotoğraf karesi, film delicesine bağlaç görüntülere ihtiyaç duyuyor. Hani önemce daha az, akışkanlık sağlayacak, görev adamı, 'asker' görüntüler. Adamın her çerçevesi kumandan. Diğer yandan performatifliğin buradaki gibi rekreatif bir ifadesi ciddi ciddi kendinin farkında olma imaları gerektiriyor bence. O yüzden, Jackie'yi Kennedy'nin omzunun üstünden kameraya bakacak diye beklerken yaşadığım hayalkırıklığını da Larraín'e yazıyorum.

Yönetmen: Pablo Larraín
Yıl: 2016
Süre: 100 dk
Oyuncular: Natalie Portman, Peter Sarsgaard, Greta Gerwig, Billy Crudup, John Hurt

4 yorum

  1. Natalie'yi sevmiyorum. Baştan anlaşalım :( Fakat Jackie'nin izlediğim fragmanı umut vadediyor gibiydi. Yazını okudum. Kafada sorular. İzlemeye değer mi sinemada bilemedim şimdi.

    #Isabelle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Film sanatsal işçiliğiyle sinemada görülmeyi hakediyor Zihin. Ama Natalie Portman sevmiyorsan, çabuk pes edebilirsin.

      Sil
  2. Natalie Portman'ın oyunculuğu hakkında tek cümle yok. Bu iyiye mi kötüye mi işaret?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Natalie Portman aksan işçiliğine alışınca çok iyi. Filmin sanat yönetiminden sonra en iyi şeyi onun performansı.

      Sil