Big Little Lies

Liane Moriarty'nin plaj romanı Big Little Lies'ın dişi dayanışma anlatısı, Reese Witherspoon ile yönetmen Jean-Marc Vallée'nin bu yeni teşrikimesaisinde dokunaklılığını etkileyici boyutlara taşımış. Vallée'nin oyuncu yönetimi odaklı vizyonu, uyarlama metnin sahici diyaloglarının karakter etkileşim ve gelişimlerini yansıtmadaki takdirlik meziyetleri ve belki de en önemlisi oyuncuların yaşayan, harikulade performanslarıyla Big Little Lies hikâyesinin özündeki alışıldık melodramın ötesine geçip kendini çok daha değerli hissettirmeyi başarıyor. Uyarlamanın Avustralya'dan California Monterey'e taşıdığı olay örgüsü ayrıcalıklı hayatlar yaşayan seçkin bir kasabanın rekabetçiliğe teslim olmuş gözde annelerini bir cinayetin ışığında anlatıyor. Geçmiş travmalar, kişisel buhranlar ve hasıraltı edilen hadiselerle koca bir dedikodu kazanında yavaş yavaş kaynayan buradaki entrika, işlenen cinayette katili de maktulu de bilmeyerek yola çıktığımız merak uyandıran bir kurulumla başlıyor. Derken yapılan soruşturmanın cinai gizemin değil de daha hayati bir şeyin, bir bilinçlenişin soruşturması, kadının ortak vicdan muhasebesi olduğunu anlıyoruz. Aile içi şiddet, gıybet, zorbalık, tecavüz ve en nihayetinde cinayete uzanan, evlilik, annelik ve mahalle baskısı çemberinde bir araya gelmiş buradaki kadın portreleri kadını kadına kırdırana dair farkındalığı sağlayacak bir dişi rehabilitasyonu tetikleyiveriyor. Eşlerden biri şöyle diyor: "Siz kadınlar hemcinslerinizin size imrenmesini ne de çok istersiniz, gel gör ki biraz aşırıya kaçtılar mı hemen tepeniz atar". Kadın olma deneyiminin Big Little Lies'da bahsi edilen paylaşım sıkıntıları sadece kadınlık değil insanlık adına da ciddi, düşündürücü bir kopukluğa işaret ediyor. Kişinin kendini bularak yükselmesinin hayatın müşterekliğini bir şekilde kavrayabildiği zaman gerçekleşeceğini fısıldıyor buradaki anlatı. Yeni duyarlıklarıyla anneler ve çocuklarının Nancy Meyers filmlerinden fırlamış, gayrımenkul reklamından hâllice lüks döşemeli daire ve villaların cilalı sığlıklarından Terrence Malick'in cennet buğulu, ruhani sahillerine terfi edişlerinin yaşattığı duygusal tatmini uzunca bir süre unutmayacağım.

Yönetmen: Jean-Marc Vallée
Yıl: 2017
Süre: 420 dk
Oyuncular: Reese Witherspoon, Nicole Kidman, Shailene Woodley, Laura Dern, Zoë Kravitz, Alexander Skarsgård, Adam Scott, Iain Armitage, Santiago Cabrera, Kathryn Newton

8 yorum

  1. Aynı günde okuma listeme düşen iki yazı da bu diziyle ilgili. Merak etmemek elde değil. Hele de böyle övgü dolu bir yazının AFK'den çıkmış olması bu merakı ikiye katlanıyor. Yazı için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim, izle mutlaka 🤗 İyi seyirler.

      Sil
  2. kısa süren dizinin canını yiyim:D ben de izleyeceğim o zaman :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 😊 İzle izle. Ben dizi gibi görmüyorum bu gibi yönetmeni senaristi sabit ve belli, uzun bir sürece yayılmayıp tek seferde çıkan kompakt işleri. Parçalı film olarak kabul ediyorum.

      Sil
  3. Bugün bu diziyle ilgili iki blog yazısı okudum. İkisi de övgü doluydu. İzlenecekler listeme eklendi. Öneri için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. İzledimmmmm. Son zamanlarda kafam o kadar doluydu ki bu karakterlerle 7 bölüm geçirmek çok iyi geldi. İyi ki izlemişim senin yazın da süreci hızlandırdı.

    YanıtlaSil