Irréversible

İnfial yaratan tartışmalı filmler listelerinin gediklisi Irréversible ile geç tanıştım, tanışmaz olaydım. Karakterlerinden birinin bire bir ifadesiyle "siktiğimin B-filmi intikam saçmalığı" olarak takdim edilen, kötü şöhretini on dakikalık tecavüz sahnesi ve yüz ezmelere borçlu bu Gaspar Noé zebanisi medeniyetin çöküşünü zamanda, bir hastalığın regresyonu misali, geri çekilerek tasvir ediyor. Batının sendromu olarak altı çizilen buradaki tersinmez felaketler zinciri kızını çok sevdiği için ona tecavüz eden bir babadan, suçsuz bir eşcinselin yüzünün yangın söndürme tüpüyle defalarca ezilip cılkının çıkarılmasına, oradan bir kadının hunharca tecavüzüne ve onun komaya girecek kadar öldüresiye dövülüp yüzünün tanınmaz hâle getirilişine uzanan çeşitli vahşet varyeteleri sahneliyor. Tenya diye lakap taktığı iğrenç tecavüzcüyü ibne gösterip onu adını Rektum koyduğu bir gay seks kulübünde yakalatmaya çalışmak, yakalatmamak, onun sırıtan yüzü önünde bir suçsuzun suratını, beynini ezdirmek... Çünkü ne, çünkü intikam bir adamın en doğal hakkı, çünkü intikam kör, çünkü zaman hepimizi sikip atıyor, zaman en büyük düşmanımız, o hayatlarımızı mahvediyor. Sonra zavallı bir kadın bir psikopatın filminde altgeçidi kullanma gafletine düşüyor. Bir puşt da gelip tecavüz ediyor ona, ağzını yüzünü darmadağın edip bırakıyor. A sarsılmadınız mı? Nefret uyandırmadı mı izledikleriniz? Öfke kusmadınız mı hâlâ? Durun da biraz ileri geri gidelim kadının daha o gün hamile olduğunu öğrendiğini göstersin film bize. Anne olacaktı o. Bir kadının merhamet haketmesi için anne olmaktan başka çaresi yok çünkü... Toplumun göt deliğinde bağırsak kurdu arama imalı ibne kovalamacasına dair söyleyeceklerim bitmedi. Ha böyle bir tarifle çıkagelmişsin, ha bir LGBTI gece kulübüne terör eylemi düzenleyip onca masumu katletmişsin aynı şey benim gözümde. Yüzleri paralanan eşcinseller, kadınlar... Irréversible sert, Irréversible haşin, Irréversible insan canavarını anlatan şiir gibi film. Yersen. Irréversible travesti çükü gösterip "tiksindirme"ye çalışacak kadar zavallı. Hayatımda görüp görebileceğim ve maalesef bunu geri saramayacağım en çirkin, en aşağılık, tıka basa homofobi, seksizm dolu hasta ruhlu bir şiddet gösterisi Irréversible. Bir sinema eseri olarak geçiyorsa bile bu, yaptığı tek şey kamera ardındaki iğrenç haydutu afişe etmek. Çünkü nefret dolu olmayı resmetmek ayrı şey, böylesi nefret dolu olmak ayrı. Çabuk görünüp kaybolan bir sahnede Rektum'un derin yarıklarında olanları izleyip mastürbasyon yapan Gaspar Noé cameosu film geçinen bu rezillik hakkında çok şey söylüyor.

Yönetmen: Gaspar Noé
Yıl: 2002
Süre: 97 dk
Oyuncular: Monica Bellucci, Vincent Cassel, Albert Dupontel

2 yorum

  1. Uzatmayacağım, *** gibi film. 5 dakikada kapatmıştım dvdyi.

    Gaspar Noe'yi severim ama. Into the Void ve Love gibi filmleri çeken adamın filmografisinde böyle bir rezaletin olması üzücü. Seul contre tous da iyi filmdi hem :)

    Hazır gelmişken Afk'nın mekanına birkaç korku filmi çekiştirelim :)

    -Get Out'u izleme nedenimsin. Hoş, yılın en çok beklenen korku filmleri listelerinde de vardı ama motivasyonumun ana kaynağı senin notun oldu. Tabii ki şaşırtmadın, beğendim. Fakat her yerde korku olarak lanse edilmesini doğru bulmuyorum, korku öğeleri var tabii ama bana kalırsa thriller/mystery daha doğru olur.

    -Jane Doe'nun Otopsi'sini de beğendim. Ha sonu biraz tırt fakat 60-70 dakika seyirciye "neler oluyor" hissini verdiriyor :)

    -Rob Zombie'nin yeni "şaheseri" 31'i de seyrettim geçenlerde. Vizyona girmedi sanırım burada. Amazon'da bulabilirsin. Film leş :D Diyeceksin ki neden öneriyorsun, çünkü her filmi kötü olan Rob'un ilk "iyiye yaklaşan" filmi de ondan. Bir türlü öğretemedik Rob'a korku filmi çekmeyi. Puanım 4/10 olsa da kendi çapında ilerleme var.

    -The Void'tan beklentim yüksek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldin Zihin : )

      Enter the Void'u 2010'un en iyileri arasında göstermişim. Yakın zamanda izledim onu da. Bence orada her anlamda kendini dengeleyebilen, sinemasını iyiden iyiye yetkinleştirmiş bir Noé var. Fakat Irréversible'da adamın kafasının içini görmüş gibi oldum, ve hakkında hiç iyi şeyler düşünmediğimi açık ettim. Çıkıp Irréversible'ın sinematik türbülanslı kamera işçiliğinin ruh hâlleri yansıtma cüretini, geriye gittikçe durulup sakinleşmesini filan da övebilirdim. Ama filmin habis içeriğini görmezden gelmem mümkün değil. Kimileri buradaki aşırılık içinde şiddetin mahkum edildiğini filan söylüyor da bence tam tersini teşvik eden yüz karası bir tavrı var Irréversible'ın.

      Geçelim diğerlerine.. Get Out'u beğenmene sevindim. The Void'a bakacağım yakında izlenecekler listemde. Jane Doe ve 31'e ise bulaşmam muhtemelen.

      Sil