Colossal

Colossal'ın başlarında karakterlerden biri diğerine şöyle diyor: Üçkâğıdın iyiyse eğer, hikâyeyi siktir et! Cuk oturuyor bu zamane Hollywood göndermesi. Hayvan haklarından dem vurup da sırf filminin saçma sapan olay örgüsünü sürdürebilmek için düpedüz hayvan istismarına varan mı ararsın, 2. Dünya Savaşının kritik bir safhasını kendi ego tatmini için bir lunapark turuna indirgeyen mi... Bir bakmışsın mühim amaçlar beş paralık kişisel çıkarlar için aracı oluvermiş. Piyasa adına hem sağlam bir gözlem, hem de ciddi bir tenkit niteliği taşıyor yukarıdaki açıklama. Şimdi, sene başında Sundance Film Festivalindeki gösteriminlerini takiben mütevazı bir heyecan dalgası yaratan bu eksantrik canavar filmi, 2007'de ilk uzun metrajı zaman yolculuklu bilimkurgu Timecrimes ile adını duyuran senarist yönetmen Nacho Vigalondo'dan bir başka tuhaf tür sineması egzersizi vadediyor. Üçkâğıdı da hiç fena değil hem keratanın. Hatta yer yer, tutarsızlıklar ve budalalıktan muzdarip hikâyenin imdadına dahi yetişiyor. Bu minvalde Colossal'ı da üçkâğıdını hikâyesine yeğlemekle itham etmek pekâlâ mümkün. Gelgelelim film bu ikisini ilk bakışta basit ve pata küte görünmesine rağmen üzerine kafa yorulmuş, çok anlamlı bir alegoriyle evlendirmeyi başarıyor. Hayatı elinden kaydı kayacak bir alkoliğin buradaki yuvaya dönüş anlatısı kökü derin bir çocukluk travması etrafında marazi kadın - erkek ilişkileriyle yoğurulmuş. Haset ve öfke ile doğan, yalnızlık, başarısızlık, depresyon, kendinden nefret, kontrol manyaklığı ve bağımlılıklarla beslenen devasa bir canavarı içinde (ve dışında) yaşatıyor insan. Yalnız filmin yakıp yıkan heyulalarının tam olarak neyin dışavurumları oldukları muallak. İyi ki de öyle. Metaforun yüklenen her anlama böylesi ayak uydurabileni cazip. Hem sonra cinsiyet politikası üzerine de düşünüyor Colossal. Aslına bakarsanız devrik, nevrotik bir Adem ile Havva bahsi var elimizde. Kadın ve erkek arasındaki iktidar ilişkilerine eşitlikçi bir perspektiften bakıp erkeklerin de en az kadınlar kadar, hatta bazen daha da mızmız olabildiklerine işaret ediyor film. Ve en önemlisi cinsiyeti kişinin davranışlarında aramamanın yolunu yapıyor. O kadar özgürleştirici bir bakış açısı ki bu, insan ırkı olarak kendi sonunu getirecek bir canavara dönüşmeden, biraz olsun mutlu bir geleceğe erişmek istiyorsak bunu daha da, daha da fazla dillendirip hayata geçirmemiz gerek. Günün sonunda Colossal da en az karakterleri kadar kusurluluktan dökülüyor, ama içine düştüğümüz bu gereksiz yeniden çevrimler, gişe kaygılı devam filmleri ve saçma sapan uyarlamalar kanalizasyonunda özgünlüğü ve cüretiyle aradan sıyrılmayı hakediyor.

Yönetmen: Nacho Vigalondo
Yıl: 2017
Süre: 109 dk
Oyuncular: Anne Hathaway, Jason Sudeikis, Austin Stowell, Dan Stevens, Tim Blake Nelson

Yorum Gönder