It

Stephen King'in ifrit palyaçolu meşhur korku romanı It bir kitap olarak da, sonrasında 1990 tarihli iki bölümlük mini dizisiyle de çocukluk çağının ve ergenliğin ilk adımlarının evham, yalnızlık, duygusal dalgalanma, suçluluk psikolojisi, baskılama, kendine ve çevreye yabancılaşma gibi muhtelif feveranlarının minik bünyeleri nasıl harap ettiği üzerine ilgi çekici okumalara vesile olmuştu. Dans eden palyaço Pennywise çocuk bedenleri yiyip yutan bir iblis değildi sadece, o aynı zamanda bedensel ve ruhsal değişimlerin çocuk ve ergen psikolojisinde sebep olduğu sarsıntıların, 27 yıl sonra tekrar hortlamasıyla da yetişkinliğin kökü derin, çözülmemiş travmalarının bir tezahürüydü. Id'in ilkel, doyumsuz ve korkutucu içgüdüsel iştahının öcüleştirilmiş bir dışavurumu oldu It. Şimdi Hollywood, yeni jenerasyonun da bu karabasandan eksik kalmamasını arzu etmiş olacak ki, o yeni bir uyarlamayla teşrif ediyor. Nereden başlamalı? Filmin veletlerden birine yaptırdığı Molly Ringwald esprisinden başlayayım ben en iyisi. John Hughes'un naif 80ler gençlik filmlerinin ikonik yıldızına yapılan bu çok bilmiş gönderme yeni It'e dair çok şey söylüyor. Bir kere böylesi bir kendinin farkındalıkta masumiyet barındırmanız mümkün değil. Hakiki bir masumiyetin olmadığı yerde de korkudan bahsedemeyiz. Burada çocukların ağzından çıkan her şey yaşanıp bitmiş bir 80'lere günümüzden bakıyor. 2000leri yaşayıp da 80'lere ışınlanmış gibiler hepsi. Pennywise'a da aynı perspektiften bakmak mümkün. Kameraya kameraya yürüyen canavarlarıyla It, büyüme hikâyelerini yalapşap anlattığı çocukların kişisel korkularından, fobilerinden filan beslenmiyor, o bayağı bayağı seyircinin Stranger Things fenomeniyle de zirve yapmış retro 80'ler modasına gösterdiği rağbetten nemalanıyor. Hesapçı bir imal edilmişlik söz konusu. Ve bu, filmin dehşeti görselleştirmenin cılkını çıkarmasından, duygudan çok refleks takılmasından, özellikle ilk yarıda art arda dizilmiş korku sahnelerinin laçka bağlamsızlığından daha vahim bence. Derken "aşağıda süzüleceksin"deki ürpertici kelime oyununu bile hiçbir gizem bırakmayıp kelimesi kelimesine alan ve onu seyirciye akıllara durgunluk verecek budalalıkta bir sahneyle açık eden bir ekibin iş başında olduğunu farkedince filmin zaten prodüksiyon öncesinde bile umutsuz bir vaka olduğunu anlıyorsunuz. Yalnız, Georgie'li açılışın filmin geri kalanındaki ani sirk soytarılıklarıyla şaşırtıcı bir tezat oluşturan atmosferik ürkütücülüğünün hakkını vermezsem olmayacak. Sırf o kısım için fazladan 1 puan.

Yönetmen: Andy Muschietti
Yıl: 2017
Süre: 135 dk
Oyuncular: Bill Skarsgård, Jaeden Lieberher, Sophia Lillis, Jeremy Ray Taylor, Finn Wolfhard, Chosen Jacobs, Jack Dylan Grazer, Wyatt Oleff

2 yorum

  1. It, en sevdiğim korku filmlerinden bir tanesi. Buna rağmen iki bölümlük dizisi olduğunu bilmiyordum. Onu korku yapan vurgularla işlenmiş olması da bana ilk cümleyi söyleten şey. Ancak yeni versiyonu bu kadar kötüyse hiç elleşmemek daha iyi olacak sanırım. Hem hayal kırıklığı hem de eskiye ihanet gibi düşünüp bu kıymetli romanı yüzüstü bırakmak çok üzücü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diziyi izleyin derim ben. Tim Curry'nin Pennywise'ı mükemmel çünkü.

      Sil