Loveless

Rusya iç huzura kavuşana kadar ülkenin uluslararası festivalleri gezen filmlerini izlemesem mi acaba diye düşünmeye başladım. Önce A Gentle Creature, şimdi de bu. Efendim halk böyle insanlıktan çıkmış, şöyle perişan, nasıl kafamıza kafamıza kakıyorlar modern toplum travmalarını. Sıfır nüans. Denebilir yahu adamların yaşadıkları hayat bu, incelikten yoksun, haşin, kaskatı, ne bekliyorsun? Ne mi bekliyorum sanatçıdan? Yorum bekliyorum, derin okuma bekliyorum, hâlihazırda görünürde olanın tepeleme sunulmasını değil, hele buradaki gibi olup olabilecek en çirkin, zoraki, göstermelik hâllerde sunulmasını hiç değil. 2003'te tüm zamanların en iyi ilk filmlerinden biri The Return ile kariyerine müthiş bir ivme kazandıran Andrey Zvyagintsev o devasa ilk adımdan bu yana her yeni filmde hayal kırıklığı yaşatıyor bana. Bu yıl Cannes Film Festivalinde Jüri Ödülü, Londra Film Festivalinde En İyi Film ödülü kazanmış Loveless'ta bayağı bayağı dibi görüyor. Ha Rusya'yı azarlamaya fırsat kollayan politik alkışlar ve manasız ödüller için film çekmekse asıl amacı, aferin böyle devam edebilir. Ama toplumsal hiciv sineması bu değil ya, bu olmamalı. Loveless'ın devlet - toplum ilişkisini, aile - evlilik bağlamında değerlendirişi kağıt üstünde fena durmuyor olabilir. Yine, boşanma arifesindeki çiftin artık kırıp dökmelere varan domestik işlevsizlikleri, çözüldü çözülecek, anlayışsız ve sevgisiz bir Rus toplumunu gayet layığıyla karşılıyordur belki. Gel gör ki Zvyagintsev nemrut, iç karartıcı, çıkışsız ve mühim olmak için o kadar kasıyor ki tatsız, ruhsuz, donuk bir bedbahtlık egzersizine evriliyor anlatısı. Onun bu kahır müptelalığı 'sevgisiz'i de öyle çok, öyle sık tekrar ediyor ki zavallı kelime dahi sevgisizlikten anlamını yitiriveriyor. Her şey lafta. Abartılı, yapmacık, zorlama. Diyaloglar desen karakterlerin kendileri hakkında yazılmış bilgi çöplüklerinden hâllice. Yani bu detayları oyuncuna verebilirsin rolüne hazırlansın diye, işte şu şöyle bir kadın, şöyle bir geçmişi var, motivasyonlarını belirleyen anne meseleli ruhsal yaraları şunlar şunlar. Ama sen kalkmış bunları diyalog diye takdim ediyorsun be adam. Sonra çocuk kayboluyormuş da, Rusya'nın geleceği kayıpmış da, araya iki Rusya - Ukrayna krizi kırıntısı, vah annem vah. Bir de bu anlayışsız, fazlasıyla aşikâr ana vatan etüdünü gidip kötü anneye Rusya bayraklı eşofman giydirip onu kameraya baktırarak pekiştirmiyor musun, of of of. Hakikaten yoz olduğu kadar kötücül, despot bir film var burada. Eleştirdiği şeye dönüşen zorba bir dile sahip. Tamam Zvyagintsev, insanlık yandı bitti kül oldu da, devamında ekmek dilenmeye kapısına dayandığın o vicdan muhasebesi sana ne diyor sanıyorsun peki? Ben söyleyeyim: Siktir git.

Yönetmen: Andrey Zvyagintsev
Yıl: 2017
Süre: 127 dk
Oyuncular: Maryana Spivak, Aleksey Rozin, Matvey Novikov

Yorum Gönder