Mudbound

1940ların 2. Dünya Savaşı arka planlı, ırkçı, yobaz, haşin ve sancıyan Mississippi'sinden yanık yanık okuyor Mudbound: Hepimiz kardeşiz bu öfke ne diye. Mahsun Kırmızıgül referansıyla başlamak pek iç açıcı olmadı farkındayım. Fakat bir yandan bunun filmin acıklı taşra gerçekliğini dürüstçe karşıladığını da düşünüyorum. Topraktan gelip toprağa gidecek eşitlerin hikâyesi bu. Çiftçisiyle ortakçısıyla beyaz ve siyah iki ailenin iç içe geçen hayatlarını, ırkçılık ve ayrımcılığa karşı yürüyecek Amerikan sivil toplum hareketinin tohumlarının nasıl atıldığını anlatan Mudbound, Hillary Jordan'ın aynı adlı çok satan romanından sinemaya uyarlanmış. Ödül sezonuna çeyrek kala ses getiren bu Netflix orijinali şimdi Trump'la birlikte iyiden iyiye hortlayan Amerikan ırkçı eğilimlerinin tetiklediği zorlu siyasi iklimde bir önceki yüzyılda yapılmış mücadeleleri hatırlatmaya geliyor. Son yıllarda sosyal mesele sinemasının üstünkörü örnekleriyle sıkça karşılaştığımızdan ötürü ne yalan söyleyeyim filmin başlarında farklı karakter perspektiflerinin ifadesi için art arda anlatıcı kullanımı bi' irkiltti beni. Kolaycı ve pasaklı bir senaryolaştırma sürecinin asap bozan izleriyle sürekli karşılaşacağımı sandım. Nihayetinde öyle ahım şahım bir adaptasyon olduğunu düşünmesem de ilk uzun metrajlı filmi Pariah ile dikkatleri üzerine çeken siyahi kadın yönetmen Dee Rees'in Mudbound'a dirimsel, hiddetli bir sinematik kalite kazandırmayı başardığına inanıyorum. Rees Mudbound'un her şeyden önce bir iç hesaplaşma olduğunun gayet farkında. Aslına bakılırsa baskılanan ve sesleri kesilen sadece siyahlar değil. Şiddetli bir sosyolojik içerlemenin toplumsal paylaşımı söz konusu. Adaletsizliğe karşı bilenen hınç içselleştirilmiş, suskun. Bünyeler harap. İşte bu yüzden bu kadar çok iç monolog var Mudbound'da. Çorbada benim de tuzum olsun der gibi döküyor içini her karakter. Bu arada eski moda epik melodram esinleriyle katmerlenen film ritmini buluyor bir şekilde. Evet kimi anlar incelikten yoksun, duygusal sakillikleriyle göze çok batıyor. Sonra o feci Ku Klux Klan sahnesi Nate Parker'ın geçen seneki rezil filmi The Birth of a Nation'a aitmiş gibi fazlasıyla sırıtıyor. Fakat yine de toprağa, şafak vaktine ve yaşama sevincine dair hakikatli, fiilî ve tepkisel bir güçle seyircisini yıpratan ve onu bu şekilde kendine inandıran bir film çıkıyor ortaya.

Yönetmen: Dee Rees
Yıl: 2017
Süre: 134 dk
Oyuncular: Jason Mitchell, Carey Mulligan, Garrett Hedlund, Mary J. Blige, Rob Morgan, Jason Clarke, Jonathan Banks

Yorum Gönder