Blade Runner 2049

Blade Runner 2049
Akıllara zarar devam filmleri ve hakaret gibi yeniden çevrimlerin radyoaktif çöplüğü Hollywood, Ridley Scott'ın 1982 tarihli kült bilimkurgusu Blade Runner'a bulaşmasa olmayacaktı. Yüksek teknolojinin avucunda artık yoktan var etmelere gözünü dikmiş insanoğlunun bizi biz yapan nedir sorusuna kafa yoran o film, türümüzün yapay zekâ suretlerle bir arada yaşadığı kasvetli bir gelecekten sesleniyordu. Bu 2049 güncellemesi ilk filmde yaşananların otuz yıl sonrasına uzanıyor ve açıkça söylemek gerekirse onun manevi belirsizliklerini, ussal kapsamını janjanlı yüzeylere indirgeyip azametli bir gerzeklik sergiliyor. İlk filmin insandan daha insan mühendislik harikalarının varoluşlarını muazzam, hatta agresif bir empati ile temellendirmeleri zihin açan sorulara gebeyken, burada o gebelik düz anlamıyla alınıyor ve insaniyet üreme ile ölçülüyor. Yaradılış efsanesini göklerden yere çoktan indirmiş, tanrıcılık oynayan, hamilelik, doğurma, büyümeyi bekleme gibi yüklerden kurtulup fabrikasyon çalışan bir gelecekte böylesi regresif bir saçmalığın mucize ilan edilmesi akıl alır gibi değil. İnsan etkileşimleri ve özbilinçlilikten geldiğimiz yere bak. Şimdinin revaçta gerici zihniyetinin Blade Runner evrenine bir projeksiyonu, ve bahsi geçen karartmadan sonraki akıl tutulması ve güç boşluğunun yeni peygamber arayışlı bir tezahürüyse bile bu, ona böylesi sözde entelektüel tumturakla felsefi nitelik kazandırıldığını düşünmek acınası derecede gülünç. Bilim yarışmasındaki organik hoşaf kadar gülünç. Bilmem anlatabiliyor muyum?.. Hadi bu son model vizyonsuzlukları, filmin yaşadığı bariz beyin emciklemesini, doğuramıyor diye kameraya kameraya öldürülen replicantlı oh-çok-derin izahat sahnelerini geçelim. Bir varlık olarak farklı olmak, özel olmak ihtiyacı gibi esaslı bir mevzuyu Denis Villeneuve filmografisine yaraşır uyduruklukta bir soruşturma olarak işleme budalalığını da geçelim hadi. Neredeyse kırk yıl önce çok daha iyisi becerilmiş bir evren inşasına kıyasla Blade Runner 2049 onca görkeme ve cilaya rağmen görsel olarak da hiçbir şey söyleyememekten muzdarip. Baştan sona bir büyüklenme, bir buyurganlık. Hâlbuki o, ilk filmin hayranları için kurulmuş bol hologramlı bir tema parkı kadar derinlikli en fazla. Ruhsuz diyeceğim, iltifat gibi olacak. Doğru sözcük: kof. Vah yavrum, seçilmiş kişi mi sandın yoksa sen kendini? E ama orijinalin yeşil gözlüydü canım ya, kandıramazsın beni.

Yönetmen: Denis Villeneuve
Yıl: 2017
Süre: 164 dk
Oyuncular: Ryan Gosling, Ana de Armas, Harrison Ford, Dave Bautista, Robin Wright, Sylvia Hoeks, Jared Leto

💬  Yorum Gönder