2018 Filmleri Puan Tablosu

2018 Filmleri Puan Tablosu
Mini Tablo
⓵ ⓶ ⓷ ⓸ ⓹ ⓺ ⓻ ⓼ ⓽ ⓾
Private Life. Ovülasyon döngüsü olarak hayat. Bir türlü döllenmeyen hayallerimize rağmen sürekli tazelediğimiz umutlarımız. Modern hümanizmin mahremiyetler ve mahrumiyetler güncesi. Çocuk peydahlamak için kıçlarını yırtan bir çifti bu kadar sevmeyi beklemiyordum.
The Ballad of Buster Scruggs. Coen Biraderlerden vahşi batının "manevi hijyen" panoraması. Özlü, buruk, matrak. Başkasının tabağından aşırılmış kısa hayatlar... Grandma Turner's finished.
Beautiful Boy. Bir baba-oğulun uyuşturucu bağımlılığını yaşayarak öğrenme, öğrenerek aşma anıları. Müptelasına acımak yahut onu suçlamak yerine onunla yoldaşlığı seçmesiyle değerli bir film. Tartışmalı müzik kullanımının hem tamamlayıcı hem de çatışmacı etkisini ilginç buldum.
Three Identical Strangers. Psikososyal bir deneyin laboratuvar faresi olmak nasıl bir duygu? İnsan hayatının genetik ve çevresel faktörleri üzerine bilim ve kültür tarihimizin pimini çekebilecek müthiş bir hikâye var burada, ama neredeyse bir gazete küpürü muamelesi görüyor. Çevresel faktörlere ve insan ilişkilerine minnettarlıkta karar kılan bir anlatıda güvenilir yegâne gerçeğin genetik bilgi olması düşündürücü ve ürkütücü olduğu kadar özgürleştirici aslında. Keşke bunun biraz daha farkında olunsaymış. Yine de fena değil.
Colette. Döneminin Fransız entelijansiyasının meşhur figürlerinden Colette. Kocasının adı altında üreten bir kadın sanatçı daha. Ne çok gerçek hikâye var böyle. Bildiklerimizi geçtim, ya bilmediklerimiz. Film beklediğimden iyi çıktı. Keira Knightley'e kostümlü drama verin zaten.
The Miseducation of Cameron Post. Anlamsızca sürdürdüğüm Chloë Grace Moretz nefretimi sona erdiren nazik ve içten bir LGBT anlatısı. Genç kadro o kadar cana yakın oynuyor ki onlarla birlikte ben de bu terapi(!) merkezine kapatılmak istedim.
Wildlife. Paul Dano’nun ilk yönetmenlik denemesi. Hüsranı içselleştirme çabasıyla buram buram tüten bir işlevsiz aile kasveti. Yangınlardan artakalan ağaçlara ayakta kalan ölüler denirmiş. Filmin yakalamak istediği ruh hâli bu olsa gerek ama bana fazla kavruk ve yabancı geldi.
In the Aisles. Bir toptancı marketin mutsuz çalışanlarını oynayan güzellerim Sandra Hüller ve Franz Rogowski'yi sevgili olarak görmek için izledim. Reyonlarda iki forklift sürdüler filan. İlk kahve molasını şebek gibi sırıtarak izlediğimi yadsımayacağım ama film çok zayıf.
The Wild Boys. Cahiers du Cinéma onaylı arthouse lavukluque. Bakın ne kadar tuhaf, cüretkâr, ihlalciyim. Hiçbiri değilsin haberin yok. Azat ettiğini sandığı cinsiyeti ejakulasyona mahkûm eden dar kafalı bir palyaçoluk bu. 'Akışkan cinsiyet'teki akışkanı meni ya da süt sanmak gibi.
Long Day's Journey Into Night. Benim için sinema bu değilin güzide örneklerinden biri kendisi. Aklınca formla oynadığını, sinema dilini dönüştürdüğünü sanan virtüöz bozuntularından çok sıkılıyorum. Cannes'da bu yıl kimselerin izlemediği en iyi filmmiş güya. İzleyemediği olmasın o.
Mirai. Mızmız bir veledin hayat dersli gündüzdüşleri. Erkek çocuğa oyuncak bebeklerle oynama izni yok, kıza da henüz beşiğinde emzik emerken evlilik hayali kurduruluyor. İzlediğim en berbat Japon animesi. Heteronormatif mankafalığı bir yana yaratıcılığı da sefilleri oynuyor.

 Yorum Gönder