Darkest Hour

Ulusal kanal için çekilmiş devlet destekli, pahalı ve bir o kadar üstünkörü tarihi dramalar dersimizde bugün Darkest Hour konuşacağız. 2017 sineması Dunkirk tahliyesini pek bir kucakladı malumumuz. Christopher Nolan'ın filminde sahillere sahalara göklere ve denizlere adadığı 2. Dünya Savaşının bu kilit operasyonu Joe Wright'ın feri sönmüş Winston Churchill biyografisinde loş odalara tıkılıyor. Churchill'in başbakanlığının ilk zamanlarındayız. Savaş Avrupa'nın üstüne kabus gibi çökmüş. Gelecek karanlık. Sanki bir cenaze törenine katılımımız bekleniyor. Fakat o da ne Churchill dizginleri ele geçiriveriyor ve umutsuz denen vakada olayların seyri yavaştan değişmeye başlıyor. Artık Nazi Almanyasının sonu yakın. Gelsin vatanperver alkışlar. Şimdi bir de perde arkasına bakalım. Churchill'in Hitler'e karşı zaferi Darkest Hour'da görmezden gelinmek istenen tipik bir çivi çiviyi söker hikâyesi aslında. Soykırımcılardan kazananın alkışlanıp kaybedenin lanetlendiği akıl almaz bir insanlık suçu buradaki. Kahraman ilan edilen Winston Churchill'in despot bir sömürgeci, bir katliam siyasetçisi, toplama kamplarının ilk uygulayıcılarından biri olduğu bile isteye göz ardı ediliyor. Çünkü hedefte Afrika ülkeleri, Hindistan ve Orta Doğu olunca eller kirlenmiyor öyle değil mi? Oradakiler insandan sayılmıyor. Hitler'in bağışlanamaz suçu Avrupa'ya göz dikmişliği. İşte Darkest Hour tarihin bu zifiri karanlık saatlerinden birkaçını yüzsüzce daha da karartmayı başarıyor. Churchill'e huysuz ve haylaz, hatta küstahlığının ötesinde tontiş sayılabilecek bir ihtiyar muamelesi yapılıyor. Derinlikli bir karakter tahlili hak getire. Siyasi çekişmeler desen beylik laflara hapsolmuş. Müthiş bir hediye paketleyicisi olan yönetmen Joe Wright da yazık, filmini metnin çirkin sıradanlığından kurtarmak için her an her saniye süs ve gösteriş kasıp onu işliyor da işliyor. Ölüye dayak atmak gibi bir şey ama bu yaptığı. Düy dikiyor üzerine daha beter. Revizyoncu zihniyet kostüm, dekor ve makyajın agresif mükemmeliyetçiliğinde hünerli bir destekçi buluyor. Ortaya çıkan şey izlerken seyircisine sıkıntıdan karalar bağlatan barok bir zevksizlik ve vicdansızlık abidesi.
Darkest Hour
Ulusal kanal için çekilmiş devlet destekli, pahalı ve bir o kadar üstünkörü tarihi dramalar dersimizde bugün Darkest Hour konuşacağız. 2017 sineması Dunkirk tahliyesini pek bir kucakladı malumumuz. Christopher Nolan'ın filminde sahillere sahalara göklere ve denizlere adadığı 2. Dünya Savaşının bu kilit operasyonu Joe Wright'ın feri sönmüş Winston Churchill biyografisinde loş odalara tıkılıyor. Churchill'in başbakanlığının ilk zamanlarındayız. Savaş Avrupa'nın üstüne kabus gibi çökmüş. Gelecek karanlık. Sanki bir cenaze törenine katılımımız bekleniyor. Fakat o da ne Churchill dizginleri ele geçiriveriyor ve umutsuz denen vakada olayların seyri yavaştan değişmeye başlıyor. Artık Nazi Almanyasının sonu yakın. Gelsin vatanperver alkışlar. Şimdi bir de perde arkasına bakalım. Churchill'in Hitler'e karşı zaferi Darkest Hour'da görmezden gelinmek istenen tipik bir çivi çiviyi söker hikâyesi aslında. Soykırımcılardan kazananın alkışlanıp kaybedenin lanetlendiği akıl almaz bir insanlık suçu buradaki. Kahraman ilan edilen Winston Churchill'in despot bir sömürgeci, bir katliam siyasetçisi, toplama kamplarının ilk uygulayıcılarından biri olduğu bile isteye göz ardı ediliyor. Çünkü hedefte Afrika ülkeleri, Hindistan ve Orta Doğu olunca eller kirlenmiyor öyle değil mi? Oradakiler insandan sayılmıyor. Hitler'in bağışlanamaz suçu Avrupa'ya göz dikmişliği. İşte Darkest Hour tarihin bu zifiri karanlık saatlerinden birkaçını yüzsüzce daha da karartmayı başarıyor. Churchill'e huysuz ve haylaz, hatta küstahlığının ötesinde tontiş sayılabilecek bir ihtiyar muamelesi yapılıyor. Derinlikli bir karakter tahlili hak getire. Siyasi çekişmeler desen beylik laflara hapsolmuş. Müthiş bir hediye paketleyicisi olan yönetmen Joe Wright da yazık, filmini metnin çirkin sıradanlığından kurtarmak için her an her saniye süs ve gösteriş kasıp onu işliyor da işliyor. Ölüye dayak atmak gibi bir şey ama bu yaptığı. Düy dikiyor üzerine daha beter. Revizyoncu zihniyet kostüm, dekor ve makyajın agresif mükemmeliyetçiliğinde hünerli bir destekçi buluyor. Ortaya çıkan şey izlerken seyircisine sıkıntıdan karalar bağlatan barok bir zevksizlik ve vicdansızlık abidesi.

Yönetmen: Joe Wright
Yıl: 2017
Süre: 125 dk
Oyuncular: Gary Oldman, Kristin Scott Thomas, Ben Mendelsohn, Stephen Dillane, Lily James, Ronald Pickup

 Yorum Gönder