Cebimdeki Yabancı

İtalya'nın Oscarları olarak bilinen David di Donatello ödüllerinde 2016 yılının En İyi Filmi seçilen Perfetti sconosciuti'nin Ferzan Özpetek sunumlu, Serra Yılmaz servisli Türkçe tercümesi Cebimdeki Yabancı, aynı menüyü iki ülke arasındaki kültürel benzerlikleri de fırsat bilip yumuşak bir geçişle bu sefer Türkiyeli orta sınıfa yediriyor. Yedi cici arkadaşın bir araya geldiği, karı koca ve sevgili muhabbetlerinde tıkanan kısır bir akşam yemeği davetinin dikizcisi oluveriyoruz biz de bu vesileyle. Bir oyun ileri sürülüyor, sanki bu grup başka türlü asla böyle bir ortamda bir araya gelmezmiş gibi (ki bence öyle), hani birbirlerinin arkadaşları olmaktan çok sakladığı sırlar gözetilerek özel olarak seçilmiş deneklercesine. Oyunun kuralları şöyle: Ellerden düşmeyen cep telefonları masanın üzerine konacak ve gece boyunca gelen her mesaj ve arama tüm içerikleriyle birlikte davetlilere açık edilecek. Bu pek tabii ki sohbeti daim kılacak, suskun yüzler bir noktada sıkılıp ufak ekranlara devrilmeyecek, ve böylece kabuğa kaçışların yolu kapanmış olacak. Güzel bir sosyal deney aslına bakarsanız. Hem buradakinden farklı, alelade bir grup ile denense istenen mana derinliğine, gündeliğin doğasına, kişiselin en ince çeperlerine ulaşmak da gayet mümkün olabilirmiş. Aynı eleştiri Cebimdeki Yabancı'nın İtalyan metin ikizi için de geçerli. Onlarsız yapamaz olduğumuz akıllı telefonları sadece kirli çamaşırlarımızı sakladığımız kilitli bir çekmece olarak görmekte, filmin vurgusunu yapmaya yeltendiği insani değerler mevzusuyla çelişen bir şeyler var. Ay tutulmasına denk gelmiş toplumsal bir akıl tutulmasının suçluluk duygusundan paralel evrenler ürettiği bu düzenekte cepteki yabancıyı kişisel enkazlardan çıkarılmış birer kara kutu olarak değerlendirmenin ilgi çekici olduğuna şüphe yoksa da buradaki sıkıntı o kara kutu kayıtlarının anlatıya dahil edilmek suretiyle kale alınan, önemli görülen kısımlarının sığlığı. Geçici gönül ilişkilerinden ibaret bir insan okuması. Tehlikede olanın hâlihazırda yürümeyen evlilikler ve zoraki sürdürülen arkadaşlıklar olduğu ehemmiyetsiz bir eyvah eyvah oyunu. Kimin umrunda... Dijitalin derimize bulaştırdığı anonimliğin ardına gizlenişlerimizi aynı anda üç kadının idare edildiği zorlama mı zorlama bir tutku sarmalı ile ifade etme düşüncesi, karşı taraf cevap vermeden diyeceği her şeyi bir çırpıda söyleyen arayanlardan çok daha aptalca bana kalırsa. İfşaları, ucuz aşağılanmaların takip ettiği sırıtkan bir mekanizma Cebimdeki Yabancı'daki. Bildirileri açık bir çok konuşma ama boş konuşma aplikasyonu.
Cebimdeki Yabancı
İtalya'nın Oscarları olarak bilinen David di Donatello ödüllerinde 2016 yılının En İyi Filmi seçilen Perfetti sconosciuti'nin Ferzan Özpetek sunumlu, Serra Yılmaz servisli Türkçe tercümesi Cebimdeki Yabancı, aynı menüyü iki ülke arasındaki kültürel benzerlikleri de fırsat bilip yumuşak bir geçişle bu sefer Türkiyeli orta sınıfa yediriyor. Yedi cici arkadaşın bir araya geldiği, karı koca ve sevgili muhabbetlerinde tıkanan kısır bir akşam yemeği davetinin dikizcisi oluveriyoruz biz de bu vesileyle. Bir oyun ileri sürülüyor, sanki bu grup başka türlü asla böyle bir ortamda bir araya gelmezmiş gibi (ki bence öyle), hani birbirlerinin arkadaşları olmaktan çok sakladığı sırlar gözetilerek özel olarak seçilmiş deneklercesine. Oyunun kuralları şöyle: Ellerden düşmeyen cep telefonları masanın üzerine konacak ve gece boyunca gelen her mesaj ve arama tüm içerikleriyle birlikte davetlilere açık edilecek. Bu pek tabii ki sohbeti daim kılacak, suskun yüzler bir noktada sıkılıp ufak ekranlara devrilmeyecek, ve böylece kabuğa kaçışların yolu kapanmış olacak. Güzel bir sosyal deney aslına bakarsanız. Hem buradakinden farklı, alelade bir grup ile denense istenen mana derinliğine, gündeliğin doğasına, kişiselin en ince çeperlerine ulaşmak da gayet mümkün olabilirmiş. Aynı eleştiri Cebimdeki Yabancı'nın İtalyan metin ikizi için de geçerli. Onlarsız yapamaz olduğumuz akıllı telefonları sadece kirli çamaşırlarımızı sakladığımız kilitli bir çekmece olarak görmekte, filmin vurgusunu yapmaya yeltendiği insani değerler mevzusuyla çelişen bir şeyler var. Ay tutulmasına denk gelmiş toplumsal bir akıl tutulmasının suçluluk duygusundan paralel evrenler ürettiği bu düzenekte cepteki yabancıyı kişisel enkazlardan çıkarılmış birer kara kutu olarak değerlendirmenin ilgi çekici olduğuna şüphe yoksa da buradaki sıkıntı o kara kutu kayıtlarının anlatıya dahil edilmek suretiyle kale alınan, önemli görülen kısımlarının sığlığı. Geçici gönül ilişkilerinden ibaret bir insan okuması. Tehlikede olanın hâlihazırda yürümeyen evlilikler ve zoraki sürdürülen arkadaşlıklar olduğu ehemmiyetsiz bir eyvah eyvah oyunu. Kimin umrunda... Dijitalin derimize bulaştırdığı anonimliğin ardına gizlenişlerimizi aynı anda üç kadının idare edildiği zorlama mı zorlama bir tutku sarmalı ile ifade etme düşüncesi, karşı taraf cevap vermeden diyeceği her şeyi bir çırpıda söyleyen arayanlardan çok daha aptalca bana kalırsa. İfşaları, ucuz aşağılanmaların takip ettiği sırıtkan bir mekanizma Cebimdeki Yabancı'daki. Bildirileri açık bir çok konuşma ama boş konuşma aplikasyonu.

Yönetmen: Serra Yılmaz
Yıl: 2018
Süre: 96 dk
Oyuncular: Belçim Bilgin, Serkan Altunorak, Buğra Gülsoy, Şebnem Bozoklu, Şükrü Özyıldız, Leyla Lydia Tuğutlu, Çağlar Çorumlu

💬  Yorum Gönder