Ölümlü Dünya

Ölümlü Dünya
Çirkin, tahammül edilmesi güç bir yeni Türkiye tablosu sunuyor Ölümlü Dünya. Zevzek, ebleh, sevimsiz. E bu, gerçeklerin bir izdüşümü işte mi diyorsunuz? Tartışılır. Hadi öyle diyelim: Ülkece şu şu sıkıntılı süreçten geçiyoruz, dinlemeyi bilmiyoruz, anlamaya çalışmıyoruz, vurdumduymazlığımız had safhada vesaire. Peki, Ölümlü Dünya'nın şiddetten beslenen toplumsal komedisi tam da bu iklimin filmi o hâlde, acı bir gerçeği vuruyor yüzümüze. Yalnız bu filmin özelinde ürkütücü ve hastalıklı bir şey var. Sanıyorum çok da farkında olmadığımız bir şey bu. Ağlanacak hâlimize alenen gülmemizi talep eden bir şey. Yargısız, gerekçesiz bir şiddet resmi. Hem de aile sıcaklığında. Sülalece tetikçilik yapan köklü bir örgüt ile tanışıyoruz. Görev alıp, iş bitiriyor, gün ışığında adam öldürüyorlar. Silah, kurşun, bozuk para. Sadece bir film ya, tamam da, sadece bir film değil aslında. Burada özenilenin Tarantinovari bir vahşet komedisi olduğu söylenebilirse de korkunç bir bağlam sıkınıtısı çekmekte Ali Atay'ın filmi. Mizahının pişmiş kelle leşliğine filan hiç değinmiyorum bile. Asıl sorun hiçbir şey anlatmıyor, hiçbir şey söylemiyor oluşu. Bol karakterli karaktersizliği. Hiçbir tutum gözetmemesi. Bu bir anlatı tercihi değil bu arada. Beş para etmez bir gişe zihniyeti daha çok. Ve olup olabilecek en tehlikeli hâliyle. Eldeki silahtan habersiz. Karakterlerden birinin ağzından kaçırdığı gibi şiddeti bir enstrüman olarak kullanıyor Ölümlü Dünya. Şimdi şöyle ki, sen hikâye anlatıcılığından en ufak nasiplenmemişsen, bir Tarantino değilsen, ki onun bile ipin ucunu kaçırdığı zamanlar oluyor, hiç girmeyeceksin abicim bu taraklara. Onca itlik, katliam böylesi basit sosyolojik temellerle adi bir güldürüye, hem de sırf para kazanmak için, malzeme yapılıyorsa bu ülkenin daha çok çekeceği var. Çok ciddiyim. Ölümlü Dünya berbat esprileriyle canımıza kastettiği yetmiyormuş gibi, isteyerek veyahut istemeden şiddetin meşrulaştırılmasına, normalleştirilip gündelikleştirilmesine zemin hazırlıyor. Adabımuaşeretimizin modern hayatla baş etme serüveninin çok satan aksilikler komedisi içinde, şiddeti alelade bir bileşen olarak sunuyor.
Yıl: 2018
Yönetmen: Ali Atay
Senaryo: Ali Atay, Ali Demirel, Aziz Kedi, Volkan Sümbül, Feyyaz Yigit
Süre: 107 dk
Oyuncular: Ahmet Mümtaz Taylan, Alper Kul, Sarp Apak, İrem Sak, Feyyaz Yiğit Çakmak, Doğu Demirkol, Meltem Kaptan, Özgür Emre Yıldırım

 5 yorum

  1. Sıçmış sıvamış film diye yutturmaya çalışmış.
    .ne M.tazylan kurtamis ne mehmet özgür. limonata ya kurban olayım ne filmdi be..o feyyaz in ısrarlı komik olmayan esprileri tam bir çin isknecesi idi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Limonata'yı izlemedim ama bu film yetti benim Ali Atay kotamı doldurmaya.

      Sil
    2. limonatayi siddetle tavsi ederim, bu film berbat otesiydi heleki Irem sak'in oyunculugu migde bulandiriciydi (aracta sarp apak'in herseyi acikladigi sahnedeki reaksiyonu, oha amk bu kadarda olmaz dedirten cinsten).
      kurgu ve hikayesi acayip kopuk, hangi karakter hangi konuda neye hakim muamma feyyaz yigit'in herhalde ali atay'a acidigina'mi desem yoksa bu filmde oynattigindan herhalde farkina varip dogaclama yaptigi espirilerle bu filmi kurtarmis olmasi disinda film bok gibiydi

      Sil
    3. Irem sak disinda bu kadar guzel kadroyla cok iyi isler cikarabilcekken bu guzerlim kadroyu sacma sapan tarantino-vari uyarlamayla hic etmesi acayip hayal kirikligi yaratti bende. Ulan ali atay'sin be, yapmacik ucuz komediyi elestiren adamdin sen be ne olduda bu derece dipe dustun.

      Sil
    4. Pekâlâ, fırsat yaratabilirsem izleyeceğim Limonata'yı. Ucuz komedi piyasasının bozduğu bir isimse Ali Atay, yazık olmuş.

      Sil