Sarmaşık

Tolga Karaçelik'in bu ikinci uzun metrajı yönetmenin Antalya Film Festivali ödül macerasında erken bir zirve. Festivalin 2015'te gerçekleşen 52. edisyonunda En İyi Film dâhil dört önemli ödül toplayan yapım Türkiye'nin çalkantılı siyasi iklimini şirket iflası nedeniyle açık denizde demir atmak zorunda kalmış bir yük gemisinin altı kişilik mürettebatı üzerinden yorumlamaya girişiyor. Filmin politik tavrının, eleştirel yaklaşımının elzem ve takdirlik olduğunun altını çizeyim öncelikle. Bu Karaçelik'e pahalıya mal oldu belki, yönetmenin Kültür Bakanlığı ile arasını açtı. Fakat söylenmesi gerekenler de söylenmeliydi bir şekilde. Sanatçının hazin toplum gözlemi özgürce bulmalıydı ifadesini. Bu minvalde Şarmaşık, Samuel Taylor Coleridge, Joseph Conrad ve Herman Melville gibi usta edebiyatçılara saygı duruşunu eksik etmeden hepimiz aynı gemideyiz parolasıyla kuruyor memleket alegorisini. İlkinin Yaşlı Gemici'sinden alıntılarla süslüyor bölüm başlarını, Karanlığın Yüreği ve Moby Dick ilhamlarını bildiriyor seyircisine. Dincisi, keşi, Kürdü, hırlısı hırsızı ve beybabasıyla temsil edilen Türkiye, güdülen dış politikanın er ya da geç başa bela olacaklığına göz kırpan bir düzenekte kara sularda yüzüyor. İçerde ise iktidar kavgası bir it dalaşından farksız. Sosyo-ekonomik darboğaz ve ona eşlik eden ahlaki çöküş toplumu tehdit etmede. Bir iç savaş tefekkürü ile çıkageliyor Sarmaşık, yoz ve kana susamış. O kan akacak, dökülecek o kan, kaynıyor durmuyor çünkü artık yerinde. Dışarıda ve içeride savaşta Türkiye. Bir yandan güncel göndermelerini esirgemiyor film. Serpiştiriyor şuraya buraya: batan armatör gemicikleri alıp gidiyor, konuşmayan Kürt karaktere ne yapsak açılım mı yapsak deniyor, beybaba kendini reis sanıyor. Meselemiz açık ve net. Buna karşılık paranoyası hiç iyi çalışılmamış bir hikâye anlatıyor Sarmaşık. Karanlığın yüreğine inemiyor. Karakterler rollerini ezberlemiş numunelerden ibaret. Oysa aynı anda hem kaybedecek hiçbir şeyi olmayan, hem de her şeylerini kaybetmek üzere insanlar bunlar. Bu aşamada kan kırmızının manidar kontrastı her dem yeşil sarmaşıkların sembolik istilası metnin içgörü boşluğunu örtmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Kendini kaybedişler kuru gürültü hâlinde burada. Riskler ehemmiyetsiz. Kabuklarında metafor yazan bir küpeşte dolusu zavallı salyangoz dekor. Neyse ki Karaçelik mekân kullanmadaki ustalığını sergiliyor da yaratılan atmosferle idare ediliyor.
Sarmaşık
Tolga Karaçelik'in bu ikinci uzun metrajı yönetmenin Antalya Film Festivali ödül macerasında erken bir zirve. Festivalin 2015'te gerçekleşen 52. edisyonunda En İyi Film dâhil dört önemli ödül toplayan yapım Türkiye'nin çalkantılı siyasi iklimini şirket iflası nedeniyle açık denizde demir atmak zorunda kalmış bir yük gemisinin altı kişilik mürettebatı üzerinden yorumlamaya girişiyor. Filmin politik tavrının, eleştirel yaklaşımının elzem ve takdirlik olduğunun altını çizeyim öncelikle. Bu Karaçelik'e pahalıya mal oldu belki, yönetmenin Kültür Bakanlığı ile arasını açtı. Fakat söylenmesi gerekenler de söylenmeliydi bir şekilde. Sanatçının hazin toplum gözlemi özgürce bulmalıydı ifadesini. Bu minvalde Şarmaşık, Samuel Taylor Coleridge, Joseph Conrad ve Herman Melville gibi usta edebiyatçılara saygı duruşunu eksik etmeden hepimiz aynı gemideyiz parolasıyla kuruyor memleket alegorisini. İlkinin Yaşlı Gemici'sinden alıntılarla süslüyor bölüm başlarını, Karanlığın Yüreği ve Moby Dick ilhamlarını bildiriyor seyircisine. Dincisi, keşi, Kürdü, hırlısı hırsızı ve beybabasıyla temsil edilen Türkiye, güdülen dış politikanın er ya da geç başa bela olacaklığına göz kırpan bir düzenekte kara sularda yüzüyor. İçerde ise iktidar kavgası bir it dalaşından farksız. Sosyo-ekonomik darboğaz ve ona eşlik eden ahlaki çöküş toplumu tehdit etmede. Bir iç savaş tefekkürü ile çıkageliyor Sarmaşık, yoz ve kana susamış. O kan akacak, dökülecek o kan, kaynıyor durmuyor çünkü artık yerinde. Dışarıda ve içeride savaşta Türkiye. Bir yandan güncel göndermelerini esirgemiyor film. Serpiştiriyor şuraya buraya: batan armatör gemicikleri alıp gidiyor, konuşmayan Kürt karaktere ne yapsak açılım mı yapsak deniyor, beybaba kendini reis sanıyor. Meselemiz açık ve net. Buna karşılık paranoyası hiç iyi çalışılmamış bir hikâye anlatıyor Sarmaşık. Karanlığın yüreğine inemiyor. Karakterler rollerini ezberlemiş numunelerden ibaret. Oysa aynı anda hem kaybedecek hiçbir şeyi olmayan, hem de her şeylerini kaybetmek üzere insanlar bunlar. Bu aşamada kan kırmızının manidar kontrastı her dem yeşil sarmaşıkların sembolik istilası metnin içgörü boşluğunu örtmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Kendini kaybedişler kuru gürültü hâlinde burada. Riskler ehemmiyetsiz. Kabuklarında metafor yazan bir küpeşte dolusu zavallı salyangoz dekor. Neyse ki Karaçelik mekân kullanmadaki ustalığını sergiliyor da yaratılan atmosferle idare ediliyor.

Yönetmen: Tolga Karaçelik
Yıl: 2015
Süre: 104 dk
Oyuncular: Nadir Sarıbacak, Özgür Emre Yıldırım, Hakan Karsak, Kadir Çermik, Osman Alkaş, Seyithan Özdemir

 Yorum Gönder