Kelebekler

Yuvaya dönüş uçuşuna Park City, Utah'da Sundance Film Festivali katılımcılarının gönüllerini fethederek başlayan Kelebekler sosyokültürel darboğazda günümüz Türkiyesine şehirli gözünden aynı anda hem yerel hem de modern bakan bir kardeşlik temsili armağan ediyor. Filmin yurt dışında kazandığı önemli ödül, onun peşine düştüğü ve bir şekilde yakalamayı başardığı hakiki duygunun evrenselliğinin de altını çizmekte. İlgiye ve bağlılığa muhtaçlığın duygusu bu. Bir trajedi yüzünden ufak yaşta ara verdikleri ailecilik oyununu yeniden oynamaya heveslenen üç kardeşin baba evini yıllar sonra tekrar ziyaretleri anlatılıyor. Yalnız üçü için de bu ziyaret bencil bir içsel yolculuğun getireceği ruhsal tatmine odaklanmış durumda. Bu minvalde Kelebekler aile merkezli yerli sinemanın toplumsal ahlak kodlarına aldırış etmemekten hiç gocunmuyor. Demem o ki son görev aslen babaya hürmeten veya aile sevgisiyle yapılmıyor burada. Aile sevgisi bir fikir olarak var evet, ama hissedilen değil kavranan olarak, fertlerin kendi şahsi dünyalarında işlemden geçen bir unsur olarak var. Böylelikle günün sonunda bir aile, bir toplum, bir beraberlik fikri çıkacaksa bile ortaya, onun önce kendiyle barışık bir birey olabilmekten geçtiğinin vurgusu yapılıyor. Özünde bir kişisel gelişim süreci bu, büyük kardeşin yazmaya yeltendiği kitaptakini andıran. Bu süreçte henüz uzaya çıkma hayalini gerçekleştirememiş astronot ağabeyin tam teşekküllü uzay kıyafetini de yanına alıp hadi gel köyümüze geri dönelim demesinde bireyin sıkışmışlığına dair esrarlı bir teselli var. Üç kardeş için de söz konusu bu. Ayakların yere basması anlamında dünyaya dönüş, (Almanya'dan) memlekete dönüş, taşraya dönüş, aileye ve çocukluğa dönüş kapsamlı bir içe çekilişin katmanları olarak iş görüyor. Hani cenin pozisyonuna, göbek bağına kadar yolu var bunun, o derece. Feci doğru, zamane, global bir sosyolojik öğe mevcut bu tertipte, müşterek bir boynu büküklüğe parmak basan. Kelebekler mutsuz bir aile komedisi o yüzden, ve mutsuzluğunun yoğunluğu kadar sahici ve hakikatli aynı zamanda. Ne isterdim, filmin bu çağrışımsal içeriğine gösterilen karakter odaklı özenin duygu değişimlerini pekiştirmek için girişilen absürt komedinin kimi görece kaba kuvvet kullanımlarına da sirayet edebilmesini, üç filmiyle mütevazı bir Tolga Karaçelik evreni oluşturma yolunda ilerleyen titiz yönetmenin (Gişe Memuru Kenan selam olsun sana ve yol soranları cevapsız bırakışına. Afar tabelası gözümüzden kaçtı sanma.) Sarmaşık'tan bu yana filmlerine isim veren metafor tasarruflarını biraz daha incelikli değerlendirmesini isterdim. İşte o zaman çok daha güçlü bir sempatik - antipatik oranı tutturulabilir, Kelebekler yerli ana akım sinema için çıtayı şu hâliyle yükselttiğinden çok daha yukarılara çekebilirdi. Yine de umut verici bir sonuçla karşı karşıya olduğumuz kesin.
Kelebekler
Yuvaya dönüş uçuşuna Park City, Utah'da Sundance Film Festivali katılımcılarının gönüllerini fethederek başlayan Kelebekler sosyokültürel darboğazda günümüz Türkiyesine şehirli gözünden aynı anda hem yerel hem de modern bakan bir kardeşlik temsili armağan ediyor. Filmin yurt dışında kazandığı önemli ödül, onun peşine düştüğü ve bir şekilde yakalamayı başardığı hakiki duygunun evrenselliğinin de altını çizmekte. İlgiye ve bağlılığa muhtaçlığın duygusu bu. Bir trajedi yüzünden ufak yaşta ara verdikleri ailecilik oyununu yeniden oynamaya heveslenen üç kardeşin baba evini yıllar sonra tekrar ziyaretleri anlatılıyor. Yalnız üçü için de bu ziyaret bencil bir içsel yolculuğun getireceği ruhsal tatmine odaklanmış durumda. Bu minvalde Kelebekler aile merkezli yerli sinemanın toplumsal ahlak kodlarına aldırış etmemekten hiç gocunmuyor. Demem o ki son görev aslen babaya hürmeten veya aile sevgisiyle yapılmıyor burada. Aile sevgisi bir fikir olarak var evet, ama hissedilen değil kavranan olarak, fertlerin kendi şahsi dünyalarında işlemden geçen bir unsur olarak var. Böylelikle günün sonunda bir aile, bir toplum, bir beraberlik fikri çıkacaksa bile ortaya, onun önce kendiyle barışık bir birey olabilmekten geçtiğinin vurgusu yapılıyor. Özünde bir kişisel gelişim süreci bu, büyük kardeşin yazmaya yeltendiği kitaptakini andıran. Bu süreçte henüz uzaya çıkma hayalini gerçekleştirememiş astronot ağabeyin tam teşekküllü uzay kıyafetini de yanına alıp hadi gel köyümüze geri dönelim demesinde bireyin sıkışmışlığına dair esrarlı bir teselli var. Üç kardeş için de söz konusu bu. Ayakların yere basması anlamında dünyaya dönüş, (Almanya'dan) memlekete dönüş, taşraya dönüş, aileye ve çocukluğa dönüş kapsamlı bir içe çekilişin katmanları olarak iş görüyor. Hani cenin pozisyonuna, göbek bağına kadar yolu var bunun, o derece. Feci doğru, zamane, global bir sosyolojik öğe mevcut bu tertipte, müşterek bir boynu büküklüğe parmak basan. Kelebekler mutsuz bir aile komedisi o yüzden, ve mutsuzluğunun yoğunluğu kadar sahici ve hakikatli aynı zamanda. Ne isterdim, filmin bu çağrışımsal içeriğine gösterilen karakter odaklı özenin duygu değişimlerini pekiştirmek için girişilen absürt komedinin kimi görece kaba kuvvet kullanımlarına da sirayet edebilmesini, üç filmiyle mütevazı bir Tolga Karaçelik evreni oluşturma yolunda ilerleyen titiz yönetmenin (Gişe Memuru Kenan selam olsun sana ve yol soranları cevapsız bırakışına. Afar tabelası gözümüzden kaçtı sanma.) Sarmaşık'tan bu yana filmlerine isim veren metafor tasarruflarını biraz daha incelikli değerlendirmesini isterdim. İşte o zaman çok daha güçlü bir sempatik - antipatik oranı tutturulabilir, Kelebekler yerli ana akım sinema için çıtayı şu hâliyle yükselttiğinden çok daha yukarılara çekebilirdi. Yine de umut verici bir sonuçla karşı karşıya olduğumuz kesin.

Yönetmen: Tolga Karaçelik
Yıl: 2018
Süre: 117 dk
Oyuncular: Tolga Tekin, Bartu Küçükçağlayan, Tuğçe Altuğ, Serkan Keskin, Hakan Karsak, Gülçin Kültür Şahin

 Yorum Gönder