Red Sparrow

Red Sparrow
CIA'in Operasyon Müdürlüğünde otuz üç yıl çalışmış Jason Matthews aradığı emeklilik eğlencesini nasılsa bu benim kalemim deyip casus romanları yazmada bulunca iyi bir pazarlama ekibinin de desteğiyle 2013'te basılan, uçakta koltuk cebinde unutulası ilk kitabı Red Sparrow ile şansını denemiş ve başarılı olmuştu. Kitabın bu kaçınılmaz Hollywood uyarlamasının ise eski CIA ajanından diye başlayan şişirilmiş tanıtım cümlelerinden çok daha fazlasına ihtiyacı vardı: malzemenin sıradanlığını dönüştürecek bir senarist, vizyon sahibi bir yönetmen ve ses getirecek bir başrol oyuncu. Şu tabloda Red Sparrow sadece sonuncusuyla iş görmeye çalışıyor ve her nasılsa ondan da kariyerinin en kötü performanslarından birini almış durumda. Anlayacağınız sonuç içler acısı. Sinemada istihbarat istihbarat olalı böylesi keriz bir komplo görmemiştir. Soğuk Savaşın aslında hiç bitmeyip tehlikeli binlerce parçaya bölünerek gölgelere saklandığı gibi isabetli bir yorumla mahiyetini kısmen meşrulaştırarak başlıyor Red Sparrow oysa. Ancak buradaki Amerikan hüsnükuruntulu olay örgüsü doksanlardan kalma, son kullanma tarihi çoktan geçmiş, konserve bir gizli ajan anlatısı hissi veriyor. Amerika ve Rusya'nın dünya liderliği mücadelesi kurbanlarını bazen işte böyle masum ve kendi hâlinde hayatlardan seçiyor demeye getiren filmde hasta annesine bakan Rus balerin birden kendini kızıl serçeler yumurtlayan bir casusluk programında buluyor. Budalalıkta sınır tanımayan öldüren cazibe eğitimiyle akıllara durgunluk veren (ama oh entelektüel görünmek için "arzu yapbozu" gibi tamlamalar kullanan) bu program için kızımız ilerde "orospu okulu" diyecek. Gerisi köstebeklerden geçilmeyen kişiliksiz ve saçma sapan bir bulamaç. Bir ciddiyet, bir vahamet ki görseniz. Peki ya kurnazlığının altını çizmeye kalkışan böyle bir metinde birbirlerini zekaca alt etmeye çalışan iki tarafın bu kadar aptal oluşlarına ne demeli? İki ülkeyi birden hedef alan bir hiciv niyeti görebilseydim bunda böyle sert olmazdım belki filme karşı, ama ne gezer. Neyse ne, Jeremy Irons çıkıp Jennifer Lawrence'a bu işte hepimizden daha iyisin dediğinde zaten tamamen koptum ben filmden. Bilmem anlatabiliyor muyum? Gülmek istedim gülemedim.
Yıl: 2018
Yönetmen: Francis Lawrence
Senaryo: Jason Matthews (roman), Justin Haythe (uyarlama)
Süre: 139 dk
Oyuncular: Jennifer Lawrence, Joel Edgerton, Matthias Schoenaerts, Jeremy Irons, Charlotte Rampling, Mary-Louise Parker, Ciarán Hinds, Sakina Jaffrey, Joely Richardson, Bill Camp, Thekla Reuten

 Yorum Gönder