The Rider

"Hayatlarını 8 saniyelik anlarda yaşayan tüm rodeoculara" ithaf edilen The Rider yakın geçmişteki gerçek bir hikâyeyi onu bizzat yaşamışlara kamera karşısında kendilerini canlandırtarak dramatize ederken öze dönüşlü enteresan bir yarı belgesel nitelik kazanıyor. Kalbi kişinin kendiyle duygusal hesaplaşmasında atan fiziksel ve mental bir rehabilitasyon süreci anlatısı için dâhiyane bir tertip bu. Düşünsenize at terbiyecisi Brady Jandreau rodeoda yaşadığı kazada beyin sarsıntısı geçiren ve hayatım dediği atlara ve rodeoya bundan sonra sadece seyirci kalma kabusuyla yüzleşmekte olan Brady Jandreau'yu canlandırıyor. Gerisi filmin bu boyutu kadar heyecan verici değil ama. Bu kısım düşünsel olarak atı dörtnala kaldırırken öbür taraflar biraz yayan kalıyor. Aslında bunu bile filmin kahramanına öykünmede sağladığı üstün bir başarı olarak değerlendirmek mümkün. Fakat yine de gerçeğin böylesi kişiselleştirilmiş bir taklidinde bir şeyler kayboluveriyor ister istemez. Bu rodeo kovboyunun sessizce dokunaklı haysiyet meselesi zarif olduğu kadar düz bir perspektif sunuyor. Bununla birlikte onun sahip olduğu güçlü kimlik duygusu gelecek günler için en umutsuz anda bile hayallerine tutunmasıyla değerli. Kimi mecburi hakikatler ciddi ve geri dönüşsüz kabullenmeleri gerektirse bile. Ki o noktada da belki o anda boynu bükük ama öyle heybetli bir ego kontrolü var ki Brady'nin, erkeğin toplum sahnesindeki köşeli rolünü aşıp insana ve insanlığa dair tüm güzel ve yüce değerlerin yaralı ama kendini bilen gencecik bir bedende cisimleşmesine aracı oluyor.
The Rider
"Hayatlarını 8 saniyelik anlarda yaşayan tüm rodeoculara" ithaf edilen The Rider yakın geçmişteki gerçek bir hikâyeyi onu bizzat yaşamışlara kamera karşısında kendilerini canlandırtarak dramatize ederken öze dönüşlü enteresan bir yarı belgesel nitelik kazanıyor. Kalbi kişinin kendiyle duygusal hesaplaşmasında atan fiziksel ve mental bir rehabilitasyon süreci anlatısı için dâhiyane bir tertip bu. Düşünsenize at terbiyecisi Brady Jandreau rodeoda yaşadığı kazada beyin sarsıntısı geçiren ve hayatım dediği atlara ve rodeoya bundan sonra sadece seyirci kalma kabusuyla yüzleşmekte olan Brady Jandreau'yu canlandırıyor. Gerisi filmin bu boyutu kadar heyecan verici değil ama. Bu kısım düşünsel olarak atı dörtnala kaldırırken öbür taraflar biraz yayan kalıyor. Aslında bunu bile filmin kahramanına öykünmede sağladığı üstün bir başarı olarak değerlendirmek mümkün. Fakat yine de gerçeğin böylesi kişiselleştirilmiş bir taklidinde bir şeyler kayboluveriyor ister istemez. Bu rodeo kovboyunun sessizce dokunaklı haysiyet meselesi zarif olduğu kadar düz bir perspektif sunuyor. Bununla birlikte onun sahip olduğu güçlü kimlik duygusu gelecek günler için en umutsuz anda bile hayallerine tutunmasıyla değerli. Kimi mecburi hakikatler ciddi ve geri dönüşsüz kabullenmeleri gerektirse bile. Ki o noktada da belki o anda boynu bükük ama öyle heybetli bir ego kontrolü var ki Brady'nin, erkeğin toplum sahnesindeki köşeli rolünü aşıp insana ve insanlığa dair tüm güzel ve yüce değerlerin yaralı ama kendini bilen gencecik bir bedende cisimleşmesine aracı oluyor.

Yönetmen: Chloé Zhao
Yıl: 2018
Süre: 104 dk
Oyuncular: Brady Jandreau, Tim Jandreau, Lilly Jandreau, Cat Clifford, Lane Scott

 Yorum Gönder