Transit

Transit
Barbara ve Phoenix ile yeni Alman sinemasının uluslararası temsilcilerinden biri hâline gelen Christian Petzold ülkesinin karanlık tarihiyle kimlik bunalımlı yüzleşilerine devam ediyor. Yönetmeninin ifadesiyle, az önce bahsettiğim filmleri de içine alan, "baskıcı rejim zamanlarında aşk" üçlemesinin son parçasını oluşturuyor Transit. Nazi Almanyasının katliamlarından kurtulmayı başarmış devrimci yazar Anna Seghers'in kendinin ve çevresinin o süreçte yaşadıklarından yola çıkarak yazdığı 1944 tarihli romanının cüretkâr bir uyarlaması bu. Petzold 1940larda Marsilya'da geçen hikâyeyi olduğu gibi alıp günümüze taşıyor. Yükselen aşırı milliyetçiliğin ve mülteci krizinin kasıp kavurduğu, neo-Naziler gibi ırkçı grupların ellerini kollarını sallaya sallaya gezdiği güncel Avrupa çerçevesinin romanın sunduğu felaket tablosunu hiç sırıtmadan tamamladığını gösterircesine. Yalnız, tarihin tekerrürünü lanetli bir ölünün hortlayışı, insafsız bir hastalığın nüks edişi gibi değerlendiren bu takdire şayan biçimsel tercih filmin bütün özdüşünümselliğine rağmen içerikle iletişim kurmakta ciddi sıkıntı çekiyor. Tüm girişimi fos çıkan iddialı bir numaraya indiren bir kopukluk var. Nedir peki bunun sebebi? Petzold'un vicdan müessesesi bile isteye davetiye çıkardığı bu zaman üstü post-yapısalcı sahada rastlantısallığını, dolayısıyla gerçekliğini kaybediyor. Bir tasarlanmışlık, çalışılmışlık, kitabi bir kuruluk var burada. Kendi anlatısallığının anlatısallığında sıkışmış. Öyle ki Seghers'in romanının insanlık için cehennemin ta kendi olan arafı ile filminkisi aynı değil artık. Filmin arafı roman ile Petzold'un romanın üzerine düşürdüğü katman arasında bir vakum. Vicdani öğelerinden soyulmuş ve artık tamamen kurmacaya ait. Romandaki başkarakterin tarih karşısında kişiselin metinsele dönüşme zorunluluğunun farkında oluşunun da bu ortamda manevi bir geçerliliği kalmıyor böylelikle. Hani, zaten haklarında yazılmak için yaşanmıyor mu bunca ölüm ve savaş diye dillendiriyor ya, ve akıbeti ne olursa olsun bu duygusal yükün ağırlığıyla sonsuza kadar yaşayacağının bilgisini paylaşıyor okuyucuyla. Petzold'un başkarakteri ise bir hayaletten ibaret, aynı şeyi söylerken bile. Çünkü Transit'te yersiz yurtsuzluğun anlatıcı değişkenli akademik çözümlemesini karşılayacak bir yaratıcı, bir sanatçı dokunuşu yok. Büyüsü yok bu evrenin. Kendine ait bir patafiziği yok. Gölgesiz, kuytusuz bir buluşma ve bekleme yeri o.
Yıl: 2018
Yönetmen: Christian Petzold
Senaryo: Anna Seghers (roman), Christian Petzold (uyarlama)
Süre: 101 dk
Oyuncular: Franz Rogowski, Paula Beer, Godehard Giese, Barbara Auer

 Yorum Gönder