First Reformed

First Reformed
Medeniyet kanserine metastaz teşhisi konmuş bir dünya gerçeğiyle First Reformed kendini bugün ve şimdide tahripkâr bir hışımla konumluyor. Onun yeryüzüne kulak verin uyarısında birey için tüm çekinmesizliğiyle yoğun ve şiddetli bir eylem ve iman çağrısı var. İnanmanın anarşik tabiatını gözler önüne seriyor bu film ve bu yolda maneviyatı bir ekolojik denge meselesi olarak değerlendirerek ona elzem bir aciliyet kazandırıyor. Üzerine fazla kafa yormadığı vatanperver bir aile geleneği yüzünden oğlunu ülkesi ABD'nin bitmek tükenmek bilmeyen güç ve hırs savaşlarından birine, Irak'a ölüme yollamış bir din adamını ve onun aklını yitirmesi suretiyle aklının başına gelişini izliyoruz. Acı dolu uyanışına tanıklık ettiğimiz bu adam fazlasıyla kusurlu bir rehber. Manen ve maddeten hassas, hastalığa yatkın bir insan. Dünyanın gidişatı üzerine derin endişelere düşmüş genç bir adamın psikozuyla onunla daha ilk görüşmede enfekte oluyor. (Filmin komple bir okumasını bu bulaşıcılık üzerinden yapmak pekâlâ mümkün.) Toplum gözünde "aklıselim" birinden bahsetmiyoruz artık. Kendisi de zaten kısa bir süre içinde çevresi için ciddi bir tehdide dönüşüyor. Kurtuluş uğrunda her yolun mübah olduğunu görmeye başlıyor çünkü. İşte doğasıyla tamamen bütünleşebilmiş, içinde yeşerttiği ölümle gazap ve yıkım getirecek bir insan. Sistemi onun kalleş bir ticarethaneye dönüşmüş ibadethanesinden başlayarak kana bulayacak gözü kara bir peygamber. First Reformed'un imanı dinden bu kadar kolay ayırışında ikincisinin sistemin çarklarından biri ve insanlığı uyutan adi bir işbirlikçi olduğunun farkındalığı yatıyor. Esasında filmin alıp veremediği aşağılık miskinliğimizle. Onun derdi müesseselerle, rantçılıkla, oynadığımız şu rezil toplumculuk oyunuyla, ahlakçı geçinen şerefsizlerle, dinci riyakârlarla, cemaat fikriyle, iş adamı zihniyetiyle, açgözlülükle, tüketim kültürüyle, dünyayı bir çark gibi çevirip onun suyunu sıkanlarla ve en nihayetinde bireyin sessiz kalışıyla. Buradaki infial, politik mevcudiyetlerimize veryansın etmekle de kalmıyor, müthiş bir kaosun tohumlarını ekiyor. Dua etmenin başka yollarını gösteriyor seyircisine. Bizler etik, erdem konuşurken dünyayı çalıp götürenlerin kanlarını istiyor. Şu durumda sorulan "Tanrı bizi affedebilir mi?" sorusu, biz kendimizi affedebilir miyiz diye duyuluyor daha çok. Cevap ise şu saatten sonra dünyevi ya da ilahi herhangi bir affın söz konusu olmadığının imasıyla havada asılı kalıyor. Bundan sonra bizi sadece infaz kurtarabilir.
Yıl: 2018
Yönetmen: Paul Schrader
Senaryo: Paul Schrader
Süre: 113 dk
Oyuncular: Ethan Hawke, Amanda Seyfried, Cedric Antonio Kyles, Victoria Hill, Michael Gaston

 Yorum Gönder