A Star is Born

A Star is Born
Yılın popüler sinema olayı A Star is Born'u sevmek için kendimi çok zorladığımı itiraf ederek başlayayım. Venedik Film Festivali'ndeki gösterimlerinden bu yana film, film olmaktan öte eğlenceli bir kırmızı halı sansasyonuna dönüştü. Lady Gaga'nın grand tuvalet personası pozcu cazibesiyle filmi de kucaklayıp götürebilir diye düşünür olmuş, kılçıklık yapmamaya kendi kendime söz vermiştim. A Star is Born'u olduğu gibi kabul edecek, bilindik aşk masalına kapılıp gidecektim. Yapamadım. Yıldız doğurmalara bayılan Hollywood kendi tarihi kadar eski bu hikâyenin bu güya modernize uyarlamasıyla bayağı düşük yapıyor bence. Amerikan rüyasının buradaki müzikâl hâlleri ne yaşanan aşka ne de sanatçı süksesine dair şöyle anlamlı ve samimi bir iki çift laf edebiliyor. Bizzat kendi gerekçeleri karşısında fena tökezleyen bir film bu. A Star is Born sanatçının sanatını icrasında mühim olanın dürüstçe söyleyecek sözü olmak olduğunun altını çizerken senaristleri kafalarına birer tokmak hak ediyorlar doğrusu. Filmin şarkı listesi de pek yardımcı olmuyor. "Shallow"u dinlerken bir ha diyorsunuz, bak işte ne kadar da sığlarda yüzdüğünün farkında. Bradley Cooper'ın country-rock şarkıcısı karakteri Jackson Maine'in gittikçe ciddileşen kulak problemi de filmin duygusal bir sağırlıktan muzdarip detone mizacını karşılar oluyor bir noktada. Fakat hemen ardı sıra herifçioğlu çıkıp belki de eski kafalığa artık bir son vermeli diye şakımaya başlamıyor mu? Ya bi' git allasen. Vanity project diye bir tabir türedi ya son yıllarda. İşte ondan. Gösteriş projelerinin anası A Star is Born. Cooper'ın senaryo reji oyunculuk "şov"unun başlı başına açgözlülüğü kadın başrolünün gerçek hayattaki ikonik pop yıldızlığından rol çalacak bir divalığa oynuyor. Fakat hakkını vermeli, onun başlıktaki yıldız benim ne sandınız kasışı filme biraz olsun ritim kazandıran yegâne şey. Sonra, ben bu tarz ayrıntılara fazla takılmıyorum aslında ama A Star is Born'un 2010lu yıllardan dem vuran müzik sahnesi size bir gram inandırıcı geldi mi? Jackson Maine dingosunun topladığı kalabalık filan. Bu bayat şarkılarla hem de. Filmin bitimsiz konser montajlarından birinde Maine yeni sevgilisine şarkı söyletip onu YouTube üzerinden meşhur ediyor filan. Hayır, burada özel olarak bu kadar günümüz olmaya çabalamanın bir alemi de yok ki. Aa ama lütfen ölümsüz bir hikâye bu. Fikir ve vizyon problemleriyle dolu, öldüresiye demode ama ölümsüz bir hikâye. Her şeyi geçtim bir kimya, bir duygu sahiciliği de mi olmaz?.. Hani bahsi geçen şu söylenecek söz olarak biraz olsun bir açık yüreklilik. Yok. İlk yarım saatin neşeli drag queen geyiğini ayrı tutmalıyım belki. Çağa ayak uyduran tek parça oluşunu gözeterek. Yalnız o bile Lady Gaga'nın nereden nereyesi için bir başlangıç noktası olarak seçilmişliğiyle hesapçı takılıyor. Bakın görüyorsunuz değil mi, daha da konuşasım var. Ama artık tamam diyelim, Bradley Cooper'a oyunculuk, Lady Gaga'ya da müzik kariyerlerine sıkı sıkı tutunmaları konusunda tembihlerimizi eksik etmeden.
P.S. Her önüne gelen dördüncü duvarı yıkamasa mesela, ehliyet verilse yönetmenlere de bu trüğün içini boşaltmaya cüret edemese bazıları. Çünkü, hayır, filmin son bir saatini kocam da kocam diye geçiren tek gözü yaşlı bir Lady Gaga'nın gözlerimizin içine bakışı ne onun ne de kocasının hakkındaki fikirlerimizi değiştirecek.
Yıl: 2018
Yönetmen: Bradley Cooper
Senaryo: William A. Wellman, Robert Carson (hikâye), Eric Roth, Bradley Cooper, Will Fetters (uyarlama)
Süre: SURE
Oyuncular: Bradley Cooper, Lady Gaga, Sam Elliott, Andrew Dice Clay, Rafi Gavron, Anthony Ramos, Willam Belli, D.J. 'Shangela' Pierce

 Yorum Gönder