Burning

Burning
Çağdaş toplumların insan faktörü için şairane bir iddianame hazırlıyor Burning. Güney Kore gündeminden uygarlığımızın şimdiki zamanına bir kıvılcımda sıçrayan buradaki veryansın arzunun sosyoekonomik enkazı üzerine düşünüp, bugünün dünyasında insandan geriye kalanın ne olduğunu soruyor. Burning'in irade özgürlüğü ve hayatın anlamı izleği bireyin sosyal yaşamını, eylemini, umudunu ve nihayetinde alınyazısını tartışmaya açıyor. İçten içe tutuşan sınıfsal bir haset bir tragedya olarak yaşantılanıyor burada. Dekorda çivisi çıkmış dünya duyuruları yapıp Güney Kore gençlerinin rekor seviyede işsizlik rakamlarını dillendiren, Trump demeçleriyle baş belası ABD gerçeğini hiç unutturmayan televizyonlar, ve Kuzey Kore tehdidiyle yüz yüze bir sınır bölgesi var. Film ağır bir sosyolojik kriz olarak kadere terk edilmişliğin tasvirini yapıyor. Yalnızlaşmış ve körelmiş hayatlarına tanıklık ettiğimiz üç genç anlamsızca fakir ve nedensizce zenginin toplumsal tarafları gibi durmuyorlar önce. İçine düşülen kuyu müşterek çünkü. Ortaklaşa deneyimlenen bir ereksizlik ve çaresizlik girdabındalar. Fakat, politiğin metafiziğine, göz önünde olup da gözden kaçmayı başarana biraz daha dikkatli bakınca sinsi bir düzenin ipuçlarıyla karşılaşılıyor. Burning'in incelikle işlenen muamması ezici bir yazgının kesinliğini icra ediyor. Hayatlarımız bizi asla tanımlamayan ama bizi iliklerimize kadar kuşatmış toplumsal kodlarca gerekçelendiriliyor. Öyle ki hepimiz eninde sonunda sosyal gerçeklerimizin acımasız görünüşlerine bürünüyor ve bizler için hazırlanmış hükümleri giyiyoruz. İnsani bir aczin ve kader mahkûmluğunun filmi oluyor Burning böylece. Bununla birlikte onun ateşinde Promethean bir umut da gizli. Onun kundakçıları söndü sönecek evrensel bir vicdanın körükleyicilerine dönüşüyorlar ister istemez. Başkarakterin yazarlık hevesinde de var zaten bu çırpınışın isleri. Çıkmazlarla dolu bir labirentte büyüklü küçüklü açlıklarını doyurmak, yazgısının lanetini kırmak için çabalıyor birey. Bocalamasının sebebi ise meselenin asla edebi değil tamamen ahlaki olduğunun farkında olmayışı. Finaldeki yangın yeri, bardağı taşıran son damlayı özellikle es geçip, bizi karanlıkta bırakan kördüğümünü âdeta bir hikmet mertebesine çıkararak ikili oyununu sürdürüyor. Bir harcanışa işaret ediyor o, dünya üzerinde kurduğumuz düzenin cehennemimiz olduğuna hükmeden, ve de bir kurtuluşa işaret ediyor büyük bir acı olarak bile olsa yeniden bir şeyler hissedebilmenin minnettarlığıyla ölümün kollarında.
Yıl: 2018
Yönetmen: Chang-dong Lee
Senaryo: Haruki Murakami (öykü), Jung-mi Oh, Chang-dong Lee (uyarlama)
Süre: SURE
Oyuncular: Ah-In Yoo, Steven Yeun, Jong-seo Jeon

 Yorum Gönder