Incredibles 2

Incredibles 2
Az buçuk orijinal içeriklerinin nakdini kıytırık devam filmlerine aile boyu sinema bileti kestirerek çıkaran Pixar, Disney'nin kanatları altında orta hâllikten dökülen paragöz işlerine Incredibles 2 ile bir yenisini eklemiş. Animasyon stüdyosunun marka değerlerinden olan Incredibles ailesinin gerçekten çok sevildiklerinden mi yoksa kaçınılmaz olduğu için mi merakla beklendiğine pek emin olamadığım bu devam macerası süper kahramanların yasa dışı ilan edildiği bir çizgidünyada onlara sahiden neden ihtiyaç duyulduğu sorusuna cevap arıyor. Bu arayış ki kötü karakterin dünyanın gidişatı üzerine getirdiği kimi güçlü argümanlara karşı saftirik ve biraz da faşizan bir iyilik resminden ötesini göremiyor. Süper kahramanlar sizin aptal fantezileriniz deniyor o argümanlarda, onlar her şeyi, deneyimi bile paketlenip ayağına isteyen, armut piş ağzıma düş üşengeçliklerinizle büyüttüğünüz modern kıçlarınızın çirkin tezahürleri. Bir yanıta yaklaşabilen tek şey bir polisin arabaya tıktığı şüpheli gence seni sistemi suçlayan punk seni deyişi. 2004 tarihli ilk film The Incredibles'ın süper kahraman hikâyelerine aile sıcaklığında eğlenceli bir tavır kazandıran, onların dünyayı kurtarmaya meraklı anlatılarını muzipçe kurcalayan parlak zekâsından burada maalesef eser yok. Hatta bu, ilkinin ufaktan ufaktan tiye aldığı pek çok ezbere kendini kaptırmış vaziyette. Harala gürele pompalanmış bir aksiyon ve sıfır karakter ile Marvellaştırılmış, tabiri caizse. Bahsi geçen aksiyonun ilk filme kıyasla kahramanların kendilerine özgü tuhaf yeteneklerine başvururken sergilenen akrobatik ilgiyi kaybedişi burada özellikle anlamsız kovalamacalara sebebiyet veriyor. Incredibles 2 aile dinamikleri için önerdiği değişiklikle ilgiyi hak ediyor demek isterdim ama o da neredeyse bir angarya muamelesi görüyor. Kadın kahraman başrolün görev başında ailesinin geleceği için çalışırken yuvayı erkek kuşun yapması iyi hoş da bunun geçiciliğinin altı özellikle çizilmekte. Babanın çocuklara bakarken aynı zamanda evi çekip çevirmenin zorluğunu fark edişi bir rol değişiminden ziyade annenin hâlinden anlamak olarak ve açıkça söylemek gerekirse daha çok bir komedi unsuru taşımasıyla anlatıya dahil ediliyor. Hem bir yere de varmıyor bu, bir farkındalık tetiklemiyor. Kadın ve erkek isterlerse pekâlâ birbirlerinin rollerine soyunabilirler, ee, ama istemiyorlar, bitti. Geleneksel aile hiçbir şey olmamış gibi, hatta belki de bir anomaliden kurtulmuşçasına derin nefes alarak eski bildik düzenine dönüyor. Bir problem mi peki bu? Eh, illa bir problem olması gerekmiyor. Film bu bakımdan büyük bir iş başarmış gibi gösterildiği için irkiliyorum ben. Ve hepsini geçecek oluyorum, hedef kitlesi özellikle minikler olan filmde karşılaştığım bir sahne beni dehşete düşürüyor. Bir rakun süper güçlerin deneme tahtası edilip öldüresiye dövülüyor. Öyle alev alev imgeler ve haşin bir zevkle canlandırılmış ki bu sahne pek çok çocuğun kafasına kazındığına, kazınacağına eminim. Hayvanlara eziyet böyle yerleşiyor küçük zihinlere, şiddet ve bilinçsiz nefretin sorumsuz görüntüleriyle.
Yıl: 2018
Yönetmen: Brad Bird
Senaryo: Brad Bird
Süre: 118 dk
Oyuncular: Craig T. Nelson, Holly Hunter, Sarah Vowell, Huck Milner, Catherine Keener, Bob Odenkirk, Samuel L. Jackson, Isabella Rossellini

 Yorum Gönder