The Wife

The Wife
Oynadığı ilk sinema filmi The World According to Garp ile 1983'te En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar adaylığı alan Glenn Close bu zamana kadar tam altı kez Oscar adayı olup törenden eli boş ayrıldı. Hayranları özellikle, seksenlerin sonuna doğru arka arkaya gelen Fatal Attraction ve Dangerous Liaisons kombosunun aktrise en az bir Oscar heykelciği kazandıramayışını anlamlandırmakta güçlük çekerken, sonrasında Close Hollywood'un kadın oyuncuları için belirlediği yaş haddi alçaklığından ötürü kıymeti bilinmeyen değerlere bir yenisi olarak eklenmiş oldu. Uygun gördüğüm bu açılış Glenn Close'un yeni filmi hakkında kendi başına yeterli bir açıklama aslında. Efsanevi oyuncu için bir ödül aracı olarak düşünülmüşlüğünün ötesinde bir değeri yok The Wife'ın. Close'un bu projedeki partneri, bir başka az takdir edilen oyuncu Jonathan Pryce'ı da anmalı. İkisi de kendilerini rollerine öyle adamışlar ki bu amatör saati film bir parça yüzüne bakılır hâle gelmiş. Kabaca yamanmış flashbackleri ve her ânını bir ima fırsatı olarak kollayan münasebetsizliğiyle hem estetik hem de tematik olarak sakil The Wife, Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldüğünü öğrenen bir yazarın eşiyle birlikte Stockholm'deki törene iştirak etme telaşını ödül gerginliğinin altında yatan bazı hayati sırların tehdidiyle anlatıyor. Aslında, kimi duyumlarını doğrulamak ve bilgi koparmak için çiftin peşinde bir akbaba gibi gezen biyografın perspektifinden çok daha dengeli ve ilginç işlenebilecek bir konu var burada. Gelin görün ki siz hikâyenizi Hollywood'a pazarladığınız ve insanların aklına pek güvenmediğiniz için onu adamın eşinin, hatta başlığın tam karşılığıyla onun karısının bakış açısından, insaf isteyerek anlatmayı seçiyorsunuz. Karaktere de, tartışmaya açmak istediğiniz cinsiyet meselesine de haksızlık bu. Kadının biyografa beni bir kurban olarak çizmeyin lütfen, ben çok daha enteresanım deyişini gülünç duruma düşüren bir haksızlık. Çünkü burada açıklayıp sürprizini bozmak istemediğim (aslında çok da sürpriz olmayan) bir gelişme, yaşananların bu açıdan anlatılışı yüzünden, karı koca ilişkisinin bugünlere neden ve nasıl gelebildiği sorularına yenik düşüyor. Hem de bizzat kadın karakter adına problematikleşerek. İçinde yaşadığı erkek dünyası yüzünden ideallerini baskılamış dişi birey, tam da onun hiç istemediği bir şekilde acılara göğüs germiş metanetli eş kalıbında kurbanlaştırılıyor. Onun, zamanında itildiği yanlış kararların ve hissettiği çaresizliğin kişisel boyutuyla hiç ilgilenmeyerek yapıyor film bunu. Buna rağmen Glenn Close karakterin gayet de yaşayan ve hisseden bir birey olarak ifade bulması gereken çelişkilerine, bir ekran gibi sunduğu yüzünde ve gözlerinde hak ettiği karmaşık iç dünyayı kazandırma amacıyla elinden geleni yapıyor. Finalde Jonathan Pryce ile giriştikleri otel odası müsabakası manipülatif içerenlerinin ötesinde iki oyuncunun incelikli işleriyle bunaltıcı bir acının sahici bir duygusal resmini taşıyor.
Yıl: 2018
Yönetmen: Björn Runge
Senaryo: Meg Wolitzer (roman), Jane Anderson (uyarlama)
Süre: 100 dk
Oyuncular: Glenn Close, Jonathan Pryce, Max Irons, Christian Slater, Annie Stark, Harry Lloyd

 Yorum Gönder