Velvet Buzzsaw

Velvet Buzzsaw
Sanat gaiple iletişimdir, her zaman kişisel, reflektif ve sakıncalı olmuştur. İlk filmi Nightcrawler'da gazeteciliğin suça ve geceye olan tutkusunu anlatan Dan Gilroy yine Los Angeles'tan bildiriyor. Velvet Buzzsaw'da modern sanat sahnesinin sanatçı, eleştirmen, galerici ve ayak işçilerinin menfur ilişki dinamikleri tüm fiyakaları ve palavralarıyla tavizsizce sergileniyor. Ölmüş bir kimsesizin evinden aşırılan tablolar bir gecede yeni bir artistik dehayı müjdeleyerek sanat çevrelerinde sansasyon yaratıyor. Eleştirmen hemen tumturaklı bir ikonografiye girişiyor, resimlerin izinleri alınıyor, müzeler sergi için sıraya giriyor, temsilcilerin banka hesaplarının sıfırları çoğalıyor. Sanatçının her nedense imha etmek istediği eserleri bir bir ticarileşerek tedavüle girerken barok bir intikamın ateşi tutuşuyor. Eserler bizzat sanatın hakkını korumak için isyan etmeye, hırsları boğazlamaya ve can almaya başlıyor. Her zamankinden daha fazla konuşuyorlar artık. İlham kaynaklarındaki azabı, öfkeyi, hüznü ve tehdidi çerçevelerinin dışına taşırıyor, boyut aşan olağanüstü bir somutlaşma gerçekleştiriyorlar. Kanvasın üzerindeki boya katmanları yara kabuklarıymışçasına kanıyor. Bakılıp seyredilen yeter diyor ve gözlerini açıp bakmaya başlıyor. Buyurgan anlam yüklemelerden, kasıntı eleştiriden, her türlü sahiplenici anıştırmadan sıkılmış. Ona yapılan ihlalleri daha fazla kaldıramaz hâlde. Nefret dolu bir alaycılıkla dikiyor gözlerini kurbanlarının üzerine, ve sanatın bir meta olarak içinin boşaltılmışlığından sorumlu herkese lanet okuyor. Yüksek sanat kültürünün sözüm ona ince zevklerini ve yüzeysel zarafetini öyle müthiş tartaklıyor ki Velvet Buzzsaw. Bir saldırı bu. Bariz bir rövanş. Eserin kendi kendinin auteurlüğünü ilan ettiği yeni bir manifesto. Acımasız ve tamamen haklı bir cani olarak pop-art. Şatafatlı kinayelerin, darmadağınık çağrışımların ve kaçamak niyetlerin kreatif katili. Sanat eserinin sanat eseri. Velvet Buzzsaw'da sanat daima kendine öykünen ve döngüsünü kendi içinde tamamlayıp yaşayan bir doğa olarak çıkıyor karşımıza. Değişiyor, dönüşüyor, uzayıp kısalıyor, kızarıp bozarıyor. Renkler ve şekiller kesip biçiyor, yamup büküyor. Salim değil asla, ama katışıksız bir hakikati salık veriyor: Sanat hayatın ta kendisidir ve dürüsttür. O, onca yalan dolanın içinde esas niyeti muhakkak duyurur, öyle veya böyle. Burada kışkırtıcı olan eleştirinin ve yorumun bir aydınlanmadan çok bir örtbas olarak yaftalanışı. Onlara içkin olan paha biçme eğiliminin pişkin hak iddiasının bir güzel karalanışı. Tanrının sizin de kutsal kitaplarınızın da canı cehenneme diyerek yeri göğü inletişi bu bir anlamda. Sanat her türlü sözde otoritenin kısıtlayıcı ve bunaltıcı kâbusundan kıyametler kopararak uyanacak elbette. Velvet Buzzsaw kimseyi sağ bırakmayan, sofistike, ipe sapa gelmez bir parodi.
Yıl: 2019
Yönetmen: Dan Gilroy
Senaryo: Dan Gilroy
Süre: 112 dk
Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Rene Russo, Zawe Ashton, Toni Collette, Tom Sturridge, Natalia Dyer, Billy Magnussen, John Malkovich, Daveed Diggs

 5 yorum

  1. Sanat budalalığı, emek hırsızlığı ve yozlaşma üzerine çekilmiş gerçekten de harika bir film. Yalnız tesadüf müdür bilemem ama Tom Ford’un Nocturnal Animals filminde değinmeye çalışıp da başaramadığını bu film fazlasıyla yapmış gibi ve bir diğer tesadüf iki filmde de Jake Gyllenhaal baş rol. İnsanı düşündürüyor??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tesadüf değil bence. Benzerlikler kesinlikle ilgi çekici. Velvet Buzzsaw modern sanatın komplo dersine çok daha iyi çalışmış yalnız. İki filmde de sanat özne. Ben Ruben Östlund'un The Square'ini de Velvet Buzzsaw ile birlikte anıyorum. Onun ilgisi daha çok mevzunun eleştiri boyutuyla gerçi. İzlemediyseniz tavsiye ederim.

      Sil
  2. İlk fırsatta izleyeceğim. Öneriniz için teşekkürler, kolay gelsin.

    YanıtlaSil
  3. Çok çarpıcı film hakikaten. Sanatın neliği üzerine ve modern zamanlarda ne hale geldiği, nasıl bir metalaşmanın ve yozlaşmanın sahnesi haline geldiği üzerine bir deneme. Ve aslında mevcut fiziksel gerçekliği yırtmanın, ötelere küçük de olsa bir pencere açabilmenin çabalayışı olan sanatın, insan(hüsran içindeki insan) tarafından nasıl da mevcut fiziksel gerçekliğin hırslarının, tutkularının, benliğinin kölesi olmasının aracı haline gelişine isyan gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel ifade ettiniz. Değerli bir film bu kesinlikle.

      Sil