Serenity

Serenity
Bir babanın evladıyla uzak mesafeli teşrikimesaisi, Adalet isimli bir ton balığı ve oltaya gelmek. Dijital çağa sulandırılmış bir Moby Dick, Serenity bir âlem. Plymouth Adası'nın bıçkın balıkçısı âdeta bir tanrı vergisi olan lüks teknesiyle avda. Balıkçılığının yanında arada güvertede ağırladığı turistlerden ve jigololuktan para kazanıp günü kurtarıyor. Koca okyanusun üzerinde bir sıfır bir sıfır bir hayat. Günün birinde tüm geçmişi bir algoritma seliyle yığılıyor önüne. Adaya zengin kocasıyla gelen bir dilber yediği dayakların intikamını sonsuza dek almak için ona baş vuruyor. Adalet zokayı yutuyor, tekneye isim veren sükûnet bozuluyor. Serenity akla hayale sığmaz bir rota tutturuyor. Öyle özel bir yazılımın ürünü ki bu film, abesliğindeki afallatan kendine güveni kutlamak lazım gerçekten. Babaların oğulları için örnek teşkil edişlerinin buradaki rol model simülasyonu balıklama bir münasebetsizlik sergilerken varlık ve bilinç üzerine ettiği beylik lafların entelektüel bir meydan okuma olduğunu iddia ederek kendi kendini alkışlamayı da ihmal etmiyor. Bir ebeveynden beklenen moral desteğin önemi yerli yerinde kuşkusuz. Onun yokluğunun yarattığı travma da keza. Sonra filmin kedicikli babacıklı psikoseksüel dürtülerinin zıvanadan çıkmışlığını da bütünün sorunsallığını gözeterek münasip buldum ben. Serenity'yi hikâye çizgisindeki kavramsal anlaşmazlıklar batırıyor. Islak bir duygusallık ve kafayı bozmuş bir cinsel açlık, bilim ve teknoloji ile yan yana gelince kısa devre yapıyor. Takınılan gülünç ciddiyet de cabası. Sudan çıkmış balığın, zamane bir cinnetin, bilişsel uyumsuzluğun filmi bu. Fallik oltaların, cıbıl popoların, kamışı görünmesin diye suda şekilden şekile giren Matthew McConaughey'in ve tropik bir embesilliğin filmi. Ya bir puan ya da on puanı hak ediyor, arası kurtarmaz. Şaka gibi.
Yıl: 2019
Yönetmen: Steven Knight
Senaryo: Steven Knight
Süre: 106 dk
Oyuncular: Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jason Clarke, Djimon Hounsou, Jeremy Strong, Diane Lane, Rafael Sayegh

 3 yorum

  1. Hakikaten gördüğüme inanamadım. Kadrodaki 5 büyük oyuncunun senaryo geldiği sırada işi gücü yoktu herhalde diyorum. Zaten fragmanı ilgimi çekmemişti ama bu kadar berbat bir şey izleyeceğimi düşünmemiştim. Az bile yazmışsınız

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de çok merak ediyorum oyuncuların bu senaryoyu okuyup evet deme süreçlerini. Irak Savaşı, baba sevgisi filan duyarlı bir film diye mi düşündüler acaba. Ben de kabul ederdim bu filmde oynamayı ama bambaşka sebeplerden : ) fiyaskonun komedisine tanıklık etmek için. Kült kötü filmler listelerinde görebiliriz Serenity'yi ilerleyen yıllarda.

      Delete
  2. Son dediğinize tamamen katılıyorum. Bir de artık bi konu anlatmaya kasmaktan ve hatta zorlamaktan vazgeçip duygu yoğunluğuna odaklanılsa, inanın sinemasal anlamda facia bir şey izliyor olsam bile en azından samimi bir şey izledim diyeceğim. Yine de ummaya devam

    ReplyDelete