The Hole in the Ground

The Hole in the Ground
Under the Skin, The VVitch ve It Comes at Night'ın ardından geçtiğimiz yıl Hereditary ile sanatkâr korku filmleri süksesini pekiştiren A24 bu yılın başında bağımsız sinemanın kâbesi Sundance Film Festivali'nde görücüye çıkardığı İrlandalı yeni umacısı The Hole in the Ground ile sukutuhayale uğradı. Umutsuz ilk gösterimlerinin akabinde dertop edilip doğrudan video platformlarına postalanan filmle tanışınca şimdi, bu akıbet pek şaşırtıcı gelmiyor. The Hole in the Ground'da kâküllerinin ardına sakladığı yaradan—kâbuslarının yaradanından—ve geçmişinden kaçan genç ve yalnız bir anne tek çocuğuyla kırsalda müstakil bir evde yeniden hayata tutunma peşinde. Analık etmek için eğitimini yarım bırakmak durumunda kalmış ve bunun verdiği mutsuzlukla cebelleşiyor. Sıkıntıları oğluna da yansıyor ister istemez. İçine kapanık, sessiz, huzursuz çocuk. Kaçışlarını henüz anlamlandırabilmiş değil. Yetmiyormuş gibi yeni geldikleri kasabanın trajedisi de onlara musallat oluyor. Evlerinin hemen dibinde başlayan sık ormanın derinliklerinde bir yarık acı acı kıvranıp kabuk bağlarken, bir iddiaya göre, kaçırıp yerine geçtikleri çocukların annelerinin kötülüğünü isteyen sahtekâr benzerler ortalıkta cirit atıyor. Bolca The Babadook, bir hayli Goodnight Mommy, az biraz The Descent, hoppala, birkaç dokunuş Annihilation bile var filmin hilkat garibesi hamurunda. Onlara stoktan korku öğeleri eşlik ediyor. Kapıları pencereleri ayrı gıcırdayıp tadilat isteyen bir ev, titrek ampulüyle olmazsa olmaz bir bodrum, neredeyse arka bahçede bitecek tekinsiz bir orman, gece yarısı el feneriyle ağaçların arasına dalmalar, yol ortasında hareketsiz kalıp kendi kendine konuşan tehditkâr cadalozlar. Hep aynı patikaları aşındırıyor The Hole in the Ground. Hem sonra gizemi acele onun, yılgısı hafızasız. Arka arkaya sıralanan ürkünçlükler mental bir birikim sağlamıyor. Evinde bir gulyabaniyle yaşadığına ikna oldu olacak bir kadının küveti doldurup mum ışığında köpüklü banyo yapmasını anlamıyorum ben mesela. Böyle böyle kopukluklar yüzünden dolup taşamıyor paranoya bardağı. Aman demeden düşüyor zaten filmin maskesi. Altmetin, tetikte bir annelikte akli dengeyi yitirmenin tedirginliğini, dâhilî bir istilanın ardından hem duygusal hem de fiziksel bir esaretle karşılarken insan faktörünün hakkını veriyor vermesine ama bunun üzerine kurulan anlatı tökezlemek için çukurlardan çukur beğeniyor. Son olarak şu, aynalar her zaman hakikati söyler kaidesiyle ilgilendim ben filmden azade olarak. Aynanın sırı, bakanın gözleri, kameranın merceği... Görüntünün gerçekten daha gerçek olabileceği ve bu yüzden sanat olduğu fikri hoşuma gitti. Işık ve biraz çarpıtma nelere kadir.
Yıl: 2019
Yönetmen: Lee Cronin
Senaryo: Lee Cronin, Stephen Shields
Süre: 90 dk
Oyuncular: Seána Kerslake, James Quinn Markey, Kati Outinen, James Cosmo, Simone Kirby

 2 yorum

  1. nerede izlediniz acaba?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Adıma ulaştırılan screener'dan. Ama iTunes'a da geldi diye biliyorum.

      Delete