High Life

High Life
Rahman ve rahim olan Kozmos'un adıyla. Vadesinin Kali Yuga'sıyla tanışmış insanlığı maddi ve manevi yozlaşısının hapsinden elbette sen azat edeceksin. Onları kendi karışık akıllarının ürünü çok sayıda itikadın bağından, uydurdukları tuhaf vicdanın emniyet supabından, kutsal çekincelerinden, ahlak ve etik parazitlerinden elbette sen kurtaracaksın. Fazilet uykularından sen uyandıracaksın onları engin ve kuşatıcı doğanın döngüsel süreciyle. Sosyal ve biyolojik tabularını tuzla buz edeceksin ki bildiğimiz hayatın sonunu görelim, hakikatin karşısında afallayıp karışalım sana. Claire Denis'nin High Life'ı insanlığı, yeryüzünde işledikleri suçların cezasını uzayın derinliklerinde bilime hizmet vererek çeken bir mürettebatla karşılıyor. Bir kara deliğin içindeki enerjiyi çıkarmak üzere görevlendirildikleri Penrose sürecine ek olarak ekip içi döllenme deneylerine de laboratuvar fareliği yapan bu güruh uslu mu duracak sanıyorsunuz. İçlerinden bazıları elenecek bittabi. Ama yine de her şey yolunda. Rota belli. Devinim içinde yakalanan doğa canlıyı cansızı ayırt etmeyip sonsuzluğunda hepsine kucak açıyor. Mürettebat sayıca azalsa da, hepimiz aynı gemideyizin gemisi kısırlaşan zihniyete inat başarılı bir doğuma tanıklık ederek kara deliğe yaklaşmaya devam ediyor. Bilimde müthiş bir çığır açılmak üzere. Ayrılmaz ikili seks ve ölümün bu dur durak bilmeyen üreme felsefeli astral kuluçkasında evrenin ensest tanımayan döl yatağı yaratısını gerdeğe çağırıyor, varoluşumuzun kara kutusunu ona teslim etmek üzere. Kara deliğin olay ufkunda aklını başından almadan önce onu bir yasağın delinişine tanıklık ettiriyor. Hakikati keşfetmenin tepkiselliğinden ya da pasifliğinden kurtarıyor insanı. Yok oluşun bereketi. Unutuluş. Her türlü sınırı zorlamak, yıkmak. Sabit ivmenin yarattığı hafiflik hissiyle dünyevi bütün yüklerden, kitaptan adaptan kurtulmak. Korkunç. Akıl almaz. Güzel. Felaket. Denis, High Life'ta türün genetik kodlarıyla oynamıyor, onu yapıbozuma uğratmıyor, biraz auteur keyfîliğiyle de olsa kendi hâline bırakıyor onu, yalnız bir şeyi değiştirerek, bilimkurguya yeni bir anlam kazandırarak yapıyor bunu. Burnunun ucunda dünyaları keşfediyor. Doğanın suç işlemeyeceğini, kusur etmeyeceğini, suçun ve kusurun olmadığını duyuruyor ürkütücü bir vaktinden öncelikle.
Yıl: 2018
Yönetmen: Claire Denis
Senaryo: Claire Denis, Jean-Pol Fargeau, Geoff Cox
Süre: 110 dk
Oyuncular: Robert Pattinson, Juliette Binoche, André Benjamin, Mia Goth, Agata Buzek, Lars Eidinger, Claire Tran

 2 yorum

  1. O kadar üzerine düşünülecek bir kaotik kayboluşki, inanılmaz hipnotize edici. Sırf söz konusu sahne için değil, her anına bir kez daha aşık olduğum Juliette Binoche’u keşke biraz daha izleyebilseydim diyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmle iletişim kurmana sevindim Ufuk. Sevgiler.

      Sil