The Platform

The Platform
Geçtiğimiz yıl gösterildiği Toronto Film Festivali'nin Gece Yarısı Çılgınlığı bölümünden seyirci ödülüyle dönüp dağıtım haklarını Netflix'e satan İspanyol The Platform kapitalizme yüklenen sınıf çatışmalı filmler furyasının yeni bir üyesi. Bong Joon-ho filmi Snowpiercer'ın Cube'ünün alındığını düşünün. Vagonlu yatay düzen yerine kendi içinde kuralları olup hiyerarşiyi kökleyen çok katlı dikey bir yapı var burada. Çatıda tanrılar namına saray yavrusu bir mutfak ve hemen altında alaşağı sıralanan sınıf temsilli numaralı hücreler. Her hücrede iki kişi hücrenin ortasındaki oyuktan geçen bir yemek platformuyla günde ikişer dakika karın doyuruyor. Ana yemekler, tatlılar, meyveler ve içeceklerle dolu bu asansör platform yolculuğuna ilk kattan başlayıp yüzlerce kat aşağıya iniyor, tahmin edilebileceği gibi her katta besin değerinden yitirerek. Normalde herkese yetecek kadar yemek var ama insanın olduğu yerde en çok yiyenler yine her zamanki gibi açgözlülük ve bencillik oluyor. Tepedekiler ziyafeti kendilerine hak görürken aşağıdakiler hınçlarını kemiriyorlar. Yalnız, bu tıkır tıkır işleyen zindanın bir sürprizi var. Mahkûmlar ayda bir rastgele seviye değiştiriyorlar. Bir ay mutfağa yakın olup zengin yemek seçkisiyle günlerini gün ederlerken ötekinde bodrum katlarında üzerlerinde artık bile bırakılmamış boş tabakları seyrediyorlar. Alegori fazlasıyla aşikâr öyle değil mi? The Platform'un sosyal eşitsizlik ve adaletsizlikli toplum eleştirisinin fazla köşeli olduğu, meselesine kör bıçakla saldırarak meramını her fırsatta başa kaktığı muhakkak. Fakat incelikten söz edilecek zamanlarda yaşamadığımız da bir o kadar bariz. Filmin adi kabalığını neredeyse hoş görecek oluyorum bu yüzden. Kapitalizmi bizi çiğneyerek bizden geçinen bir gaddar delik olarak tasarlayıp çatışmasını tırmandıran The Platform'a son anda, sosyoekonomik resmimizin çıkışsızlığına tamamen denk düşen ne idiği belirsiz finaliyle tutunuyorum. Sosyal bilimler ve politikanın tamamen iflas ettiği karanlık bir çukurdan yukarı bakıyor bu final, kesif bir umutsuzluğun ortasında kendini kandıran saçma sapan bir ümitle. Ama içten içe farkında, döngüyü kırmak için devrimcilik oynamanın artık yeterli olmayacağının, tepeden tırnağa bir inan dönüşümünün gerektiğinin, sonumuzun gerektiğinin farkında.
Yıl: 2020
Yönetmen: Galder Gaztelu-Urrutia
Senaryo: David Desola, Pedro Rivero
Süre: 94 dk
Oyuncular: Ivan Massagué, Zorion Eguileor, Antonia San Juan, Zihara Llana, Emilio Buale

 Yorum Gönder