Vivarium

Vivarium
Aile saadeti vaadiyle kafeslediği genç çiftlere yetişkinler için tesis edilmiş zorluk seviyesi yüksek bir evcilik oyunu oynatıyor Vivarium. Şehir merkezine yeteri kadar yakın ve yeteri kadar uzak bir mesafede sıra sıra dizilmiş tek tip evler kadar günlerin de birbirine benzediği bir banliyöde monotonun uyuşturucu konforuyla zehirliyor heveslilerini önce. Sonra, kadına ana adama baba rolünü kakalayıp onları gelenekselin ruh emici basmakalıbının insafında kaderlerine terk ediyor. Yanlış anlaşılmasın, çoğu bu aşamaya ağızları kulaklarında geliyor. Evlenip yuva kurmayı hayatlarına dair nihai başarı bilmiş neslim yürüsüncüler bunlar. Bile isteye düşüyorlar. Belalarını mı arıyorlar, yahu kardeşim hayat onların hayatı değil mi, umalım da bulsunlar. Kadın evi çekip çevirsin, hayallerine ipotek koyan piçi büyütsün, adam beyhude bir işte ömrünü çürütsün. Akılları başlarına geldi mi de çok geç olsun her şey için. Nasıl bir kısırdöngüyse bu dön dolaş her yol aynı kapıya çıksın. Tıkıldıkları cezaevinde ebeveynlikten müebbet yatsınlar bu kader mahkûmları. Dolandırıldıklarına yansınlar. Artık ne yapalım, ahı gitmiş vahı kalmış aşklarının tatsız meyveleriyle yetiniversinler. Vivarium'un fanusundan görünenler bunlar. Mesaj açık. İnsan potansiyelinin kökünü kurutan bir kurum olarak evliliğin nasıl bir toplumsal baskıyla işini gördüğü zaten ortada. Film belki bütün bu sürecin psikolojisine gerekli özeni gösteremiyor, yaygarayı nüanslara tercih ediyor vesaire. Ancak yine o, ürkütücü bir guguk kuşu alegorisiyle metninin ihtiyaç duyduğu can alıcı derinliği sağlamasını biliyor. Yumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakıp, kabuklarından çıktıkları gibi üvey kardeşlerini bir bir yuvadan aşağı itecek katil yavrularının bakımını bu kuşlara kilitleyen guguk kuşlarının sinsi asalaklığını bu devirde çocuk sahibi olup aile kurmak üzerinden kuluçkaya yatırıyor Vivarium. İstediğiniz kadar peydahlayın, biyolojik anneleri babaları olun, besleyip büyüttüğünüz çocuklar sizin değil sistemin çocukları demeye getiriyor o. Onlar geleceğin işçileri... O yüzden şu çoluğa çocuğa karışmak, torun torba sahibi olmak uykusundan bir uyanın artık. Öyle bir gerçek yok. Öyle bir kaçış yok. Peki diyecek oradan biri, nasıl üreyip çoğalacak insanlık, nasıl devam edecek soyu? Sömürülmeye son vermek istiyorlarsa eğer, bundan böyle sisteme hizmet etmeyecek başka bir şekilde veyahut hiç.
Yıl: 2020
Yönetmen: Lorcan Finnegan
Senaryo: Garret Shanley, Lorcan Finnegan
Süre: 97 dk
Oyuncular: Imogen Poots, Jesse Eisenberg, Jonathan Aris, Senan Jennings, Eanna Hardwicke

 Yorum Gönder